30 Eylül 2010 Perşembe

"Kütüphaneler de teknolojiye ayak uydurdu" ya ülkemizdeki halk kütüphaneleri ne alemde gittiniz mi hiç?

"Kütüphaneler, bilgisayar seviyesi üst düzeyde olan, kablosuz e-kitap cihazlarıyla aylarca yeni kitap bekleyen iPod jenerasyonu için kendilerini yeniliyor. Orlando Kamu Kütüphanesine gelen iPod kullanıcıları ellerindeki cihazı salladıklarında, okuyabilecekleri kitapları görebiliyor." konulu bir haber...

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/news/729060/kutuphaneler_ipodu_kesfetti_.aspx

Darısı ülkemizin halk kütüphanelerinin başına diyorum.

Dün gittiğim belediye kütüphanesinde ödünç masasında oturan(tahminim ilkokul mezunu olan) amca bana "Ne malum sana kitabı ödünç verirsem geri getireceğin" demez mi? Nedenmiş daha önce aldığım kitapları hep son gününde teslim etmişim. :)) Tanrım bu kadar aptalca kütüphane hizmeti almak için ne kötülük ettik biz halk olarak? Bize onurumuza yakışır kaliteli bilgi hizmeti sunabilecek bir halk kütüphanesi kurabilecek yetkili tek bir kurum yok mudur bu ülkede?

Millet aya çıkıyor biz hala ilkokul mezunlarını ödünç vermeye oturtup sakın gözünün tutmadığına kitap verme zihniyetiyle hizmet verdirmeye çalışıyoruz. Benki hayatım boyunca gittiğim tonla kütüphanedeki tek bir kitabı bile geciktirmemiş, 10 yıllık kütüphaneci ve bilinçli yetişkin bir kullanıcıyım adam bana bile bu muameleyi yapıyor ya bir ilkokul çocuğuna nasıl çıkışıyordur allah bilir? Ha bekçi köpeği bağlamışsınız kütüphanenin girişine gözü tutmayana havlamış, geleni kapıdan kovmuş ha bu amca var mı farkı allah aşkına? O da geleni kovuyor bu da geleni kovuyor.

Yazık gerçekten yazık.

Daha da kötüsü neydi biliyor musunuz kütüphane bomboştu. Ben gelmişim bana destek olacaklarına beni de başlarından savma derdindeydiler. Sonra utanmadan şikayet ederler kimse kütüphaneye gelmiyor diye gelmez kardeşim gelemez geleni de siz gözünüz tutmadığı için kovuyorsunuz çünkü. Gelen üç beş gariban öğrencide haklarından habersiz oldukları için onlara bağırsanız çağırsanızda elleri mahkum gelmeye devam ediyorlar ancak bu sizin kaliteli hizmet verdiğinizi göstermez. Bu gidişle sadece bir tabela kütüphanesi olursunuz böyle demedi demeyin...

Daha çok anlaşılmamaktan şikayet edersiniz siz bu kafayla. Neymiş alanlar ya kitapları getirmezse imiş. Geçin allah aşkına kütüphane hizmeti sunmak kitap alıp vermek demek değildir. Bilgi hizmeti sunmak içinse sadece kitap yetmez. Bu kütüphanede kullanıcılar için internet olan bilgisayar yok, dergi yok, gazete yok, uzman kütüphanecinin sunduğu bir bilgi hizmeti yok, geçtim elektronik kitap, sesli kitap kavramını tonla şey yok zaten buna rağmen kitap okumak için geliyoruz gördüğümüz muamelede budur.

Doğru mudur şimdi bu yaptığınız? Ben gibi kütüphaneleri bu denli seven birine bile bunca şey yaşatıyorsunuz ya hayatında ilk defa kütüphaneye giden yurdum insanı bu muamele karşısında ne yapsın?

3 yorum:

piktobet dedi ki...

kütüphane emanet edilen kişiler hakikaten insanı çıldırtabiliyor bazen. bilgisayarında kütüphane programı kullanmıyor. haberi yok öyle bir şey olduğundan belki de. kitap soruyorum "ödünç alındı gelmedi" diyor. üç defa gidiyorum aralıklarla üçünde de aynı yanıt. üçüncüde başka bir kitabı ararken rafların birinde buluyorum "ödünç alındı getirilmedi" dediği kitabı. uyarı yazısı bile yazmış hatta getirsin diye. belki kitap iki tane ama ondan da haberi yok. raflar tam bir karmaşa. hiçbir sıralama düzenleme mantığı yok. bir kitabı bulmak için bütün türk edebiyatı veya çeviri edebiyat bölümlerini taramam gerekiyor. onlar da birbirine karışıyor çoğu yerde. kitap fişi falan hakgetire. hala kitapların kapak içlerine kocaman çirkin üçüncü kalite kalın kağıttan etiketler yapıştırılıyor. bakıyor etiketi yok kapağın iç tarafına yazıyor üye numarasını dönüş tarihini falan. bilgisayar odası var yaklaşık 15-20 pc kabininden oluşan. dört tanesi çalışıyor. onların da sistemi yerle bir tabi. kitap sayısı herhangi bir iyi okurun kütüphanesinden daha zengin değil kesinlikle. çoğunluk hala 20 ila 40 yıllık kalın siyah kapaklı eski basımlar. gelen öğrenciyi yönlendirme falan yok başından savıyor. öğrenci bumerang gibi bir aşağı kata bir yukarı kata gidip geliyor. vs. vs.

Yeliz ULUCAY dedi ki...

Malesef bu tür durumlarda karşınızdaki kişi genelde profesyonel kütüphaneci olmuyor. Temel sorun aslında iletişim becerisi yüksek, halkla ilişkiler konusunda az çok bilgili güzeryüzlü bir kütüphaneciyi ödünç verme bankosuna oturtamıyor olmaktır. Çocuğu halk kütüphanemizde o kadar az uzman kütüphaneci varki onların arka plandaki teknik işlemleri yapmaları gerektiğinden ön taraftaki bankoya oturmak genelde bu tür ilkokul mezunu amcalara bırakılıyor ancak bu amcalarda kütüphaneye gelene hayatı dayanılmaz bri hale getirdiklerinden bu da kütüphanelerin müşteri kaybetmelerine yol açmaktadır. Bu uygulamanın önüne geçilebilmesi için her kütüphanede çok daha fazla sayıda kütüphaneci çalıştırılması gerekmektedir ancak bakanlık böyle düşünmüyor olsa gerekki geçen yıl sadece 9 tane kütüphaneci aldı. Tüm Türkiye'de sadece 9 kişi. Durumu varın siz düşünün artık.

Son olarak söylemek isterimki ne yaşarsanız yaşayın kütüphaneye küsmeyin. Kütüphane kullanmak her Türk vatandaşının en doğal hakkıdır ve bunun önüne kimse geçemez. Bu devlet size kütüphane hizmeti vermekle yükümlüdür.

piktobet dedi ki...

sadece 9 kişi demek. eh geri kalan her şeyi doğal karşılamak gerek öyleyse. okumayın demekten başka bir anlamı olmasa gerek bunun. kütüphaneye ise küsmem küsemem.