15 Ocak 2010 Cuma

Köylü olmak kütüphanesiz, kitapsız bir yaşama mahkum olmak demek midir?

Erzurum'da, gezici halk kütüphanesi hizmetlerinde kullanılan otobüsün, araç muayenesi sonucu trafikten men edilmesi nedeniyle büyük çoğunluğu köylerde bulunan 30 okulun öğrencilerine ve tabiki bu köylerin yetişkinlerine tam 4 aydır kütüphane hizmeti verilemiyormuş.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=940512&title=gezici-halk-kutuphanesi-otobusu-hurdaya-cikti-cocuklar-kitapsiz-kaldi

Bu nasıl bir şeydir anlamak mümkün değil. Ülkemizdeki kütüphaneler bir bir ya kapanıyor ya devrediliyor ya da trafikten men ediliyor. Yıllar evvel staj yaptığım bir il halk kütüphanesinde de ki kendisi Türkiye'nin batı illerinden biridir (hani şu herşeye sahip olduğu düşünülen batı illerinden biri). Şoför olmadığı için gezici kütüphane bir yıldır çalışmıyordu.

Kitap okumak için kitap alacak parası olmayan bunca insanın yaşadığı bir ülkede halk kütüphanelerinin daha fazla desteklenmesi halkın okumasını desteklemek demektir. Bu basit gerçekliği görmezden gelip ısrarla halkım okuyor içerikli kampanyalarında alt tarafı kitap satış standları açılmasını inanın anlayamıyorum.

2 yorum:

kesmeray dedi ki...

Kütüphanelerden sorumlu Kültür Bakanlığı'nın gezici kütüphaneleri yenileyecek maddi imkanı olmadığına inanmak çok güç! Bence temel mesele kütüphane kavramına olan inançsızlık! Bu inançsızlığın nedeni de elbette bilinçsizlik! Ne kendileri bilinçleniyorlar ne de halkı bilinçlendiriyorlar... İnternet çıktı kütüphane öldü diye düşünen bir ülkeyiz... Çünkü kütüphane devrimini yapamadığımız için kütüphanenin ne olduğunu, ne işe yaradığını bile bilmiyoruz... Raf-kitap-araştırma üçgeninde bir olgu mudur sadece kütüphane? Özellikle halk kütüphanesi kavramının içi boşaltılıyor günden güne... Örneğin İspanya'da her yıl ortalama 100 kütüphane açılıyorken bizde neden kapatıldığını sorgulamak gerek!

Yeliz ULUCAY dedi ki...

Kütüphaneye be gerek var internet var artık diyen hem kim olursa olsun ben o kişiyi ünvanı ve yaşına bakmadan 3. dünya ülke cahili diye adlandırıyorum. Acı ama gerçek bu...