26 Ekim 2009 Pazartesi

Burası bir okul kütüphanesi değil bir halk kütüphanesidir ve bu yüzden halka hizmet vermesi gerekmektedir...

Giresun'a bağlı Tirebolu ilçesi Halk Kütüphanesi`nde 20 adet internet bağlantılı bilgisayar ve yaklaşık 9 bin 500 civarında kitap mevcut olmasına rağmen bu kaynaklar öğrenciler tarafından yeterli ilgiyi görmüyormuş ve kütüphanecinin(kütüphane görevlisi denmiş haberde) dediğine göre kütüphaneye bir günde aşağı yukarı 70 - 80 öğrenci geliyormuş.

http://tumgazeteler.com/?a=5638318

Hep yazıyorum bir daha yazacağım artık halkın yararı için halk kütüphanelerine okul kütüphanesi muamelesi yapmaktan vazgeçin zira halk kütüphanesinin en temel görevi öğrencilere hizmet vermek değildir. Bir halk kütüphanesi yedinden yetmişe herkese hizmet vermekle kısacası halka hizmet vermekle yükümlüdür. Sadece öğrencileri hedefleyen bir halk kütüphanesi halkı kucaklamayı başaramaz oysa halk kütüphanesinin görevi öğrencilere ödev yaptırmak değil halka hizmet sunmaktır. Halk kütüphanesi kahvede oturan yaşlıları, ev hanımlarını, memurları, öğrencileri, çocukları, gençleri kucaklamayı başardığı gün gerçek bir halk kütüphanesi olabilecektir. Bunun sağlanabilmesi içinde okullara okul kütüphanesi halka halk kütüphanesi gerekir. Ayrıca kütüphane halka yönelik tanıtım ve etkinlik düzenlemelidir. Kütüphane kullanmak sizin yararınıza demek çözüm değildir.

Neden kütüphaneye gitmiyoruz?

Türkiye`de kütüphaneye gitme alışkanlığı üzerine yazılmış güzel bir yazı. Sadece kütüphane görevlisi yerine kütüphaneci demek daha doğru bir yaklaşım olurdu...

http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=93345

19 Ekim 2009 Pazartesi

"Bartın'da "Okumuyoruz" Kampanyası"

http://www.haberciniz.biz/haber/bartinda-quotokumuyoruzquot-kampanyasi-bartin--711232.html

İnanamıyorum bir okuma kampanyasında halkın düzenli kitap okumasında en büyük role sahip halk kütüphanelerinin adı bile geçmiyor. Halka kitap okuma alışkanlığı kazandırmada en etkili yer olan halk kütüphanesi böylesi bir projede bile akla gelmiyorsa o zaman düzenlenen kampanyaların ne derece sağlıklı oluşturulduğu bir daha düşünülmelidir.

Bir gün elinize sokakta bir kitap verilmesi mi yoksa sürekli gidebileceğiniz ferah, aydınlık ve güleryüzlü hizmet sunulan bir halk kütüphanesindeki binlerce kitap mı okuma alışkanlığınızı geliştirir? Yorulunca kafesinde bir çay içebildiğiniz, müzik dinleyip, dvd izleyebildiğiniz bir halk kütüphanesine gitmez miydiniz? Haftasonu çocuğunuzu alıp kütüphaneye gitmek ve onu masal saatinde arkadaşlarıyla bırakıp bir arkadaşınızla kütüphanede kendiniz için kitap seçebilmek, çocuğum şimdi ne yapıyor diye endişelenmeden onun eğlendiğinden emin olarak kendinizi kitabınıza verebilmek gerçekten güzel olmaz mıydı? Bir halk klütüphanesine gidip tüm bu hizmetleri ücretsiz almak mı sizi daha mutlu ederdi yoksa sokakta size bir adet kitap verilmesi mi?

Kitap okumaya teşvik kampanyalarında bile kütüphanelerin unutulduğu bir ülkede neden kitap okuma alışkanlığı çok fazla değil anlamak zor olmasa gerek...

Carnegie ve Kütüphaneleri

New York Halk Kütüphanesinde düzenlenen törende Carnegie Hayırseverlik Madalyası Koç ailesine verilmiş.

http://tumgazeteler.com/?a=5624761

Bizim ülkemizdende bir Carnegie çıkar mı? Ülkesini devasa halk kütüphaneleri ile donatıp eski yıkık dökük ve tek odalı halk kütüphanelerinden sonra gerçek bir kütüphane mimarisi ve hizmetleri neye benzer halkının görmesini sağlar mı?

Carnegie gibi biri daha yeryüzüne gelir mi?

14 Ekim 2009 Çarşamba

"Evinde halka açık özel bir kütüphane kurdu"

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özbalcı, 50 yıldır biriktirdiği yaklaşık 5 bin kitaptan isteyenlerin faydalanabilmesi için evinin bir katını özel kütüphane haline getirmiş.

http://tumgazeteler.com/?a=5615719

İlginç bir çalışma. Elbet ülkemizde özel kütüphane ya da işadamları, akademisyenler ve her türlü hayırsever tarafından açılan, yaptırılan kütüphane sayısının artmasına çok ihtiyaç var. Ve yine tüm kalbimle bu kütüphaneleri açmakla yetinmeyip mutlak kütüphaneci çalışmasını sağlamalarını diliyorum. Bu tür güzel örneklerin sayısının artması iyi olacaktır.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Sizce insanlar kitap okumak ya da bilgi hizmeti almak için nereye gitmeli?

Kütüphaneye mi yoksa kahvehaneye mi?

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=901811&title=kahvehaner-kutuphane-oluyor
http://tumgazeteler.com/?a=5609645

Evet bildiniz her zamanki gibi bir gazete bir kahvehane ile ilgili haber yaparken başlık olarak " Kahvehane, kütüphane oluyor"yazma ihtiyacı hissetmiş. Bu başlıktan anlaşıldığı kadarıyla ülkemde kütüphane ve kahvehane arasındaki fark yeterince anlaşılmıyor. Dahası kütüphane konusunda bir fikir yok ya da yanlış biliniyor hadi yanlış olmasa bile eksik.

Birincisi her kitap olan ya da rafa bir kaç kitap konulan yer kütüphane işlevi göremez. Olsa olsa o evlerdeki kanepeye verilen isim kadar kütüphane işlevi görebilir. :)

Kütüphanede sadece kitap okunmaz aynı zamanda araştırma yapılır. Bu araştırmalarda kitaplardan, veritabanlarından, internetten, dergilerden, görsel-işitsel materyallerden(dvd, vcd vb tür) ya da gri yayınlardan burada sayamadığımız daha bir çok kaynak türünden yararlanılır.
Kısacası kütüphane size sorununuzu çözmek için ihtiyaç duyduğunuz bilgiyi sağlayan kurumdur.

Kütüphanelerde bu iş için eğitilmiş uzman kütüphaneciler olur ve bunların tek görevi sadece kitabı alıp size getirmek değildir kütüphanecilik hizmetleri planlamaktır ve bir kütüphanenin tek hizmetide ödünç kitap vermek değildir.

Kütüphaneler türlere ayrılır ve her kütüphane türü kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda hizmet verir ve dermelerini(koleksiyonlarını) onların ihtiyaçları doğrultusunda oluşturur. (Çocuk, halk, araştırma, üniversite ve okul kütüphanesi gibi)

Her gittiğiniz kütüphane size ölüm sessizliğinde bir mekan sağlamak zorunda değildir. Bazı kütüphanelerde müzik olabilir, bazısında konuşmak serbest olabilir, kimisinde grup çalışması yapılabilir. Bu da yine kütüphanenin hizmet anlayışı ile ilgilidir. Bu durumda kütüphane eşittir sessiz ortam demekte değildir.

Yani bir kütüphanede müzik dinliyebilir,film izleyebilir, gazete okuyabilir, kitap ödünç alabilir, araştırma yapabilir, interneti kullanabilir, oyun oynayabilir, kursa gidebilir, toplantı yapabilir, çocuğunuzla gidebilir ona kitap okuyabilir ya da onu masal saatine götürmek ve benzeri türü faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

Şimdi sormak istiyorum kütüphane gibi bir kavramın ne suçu vardırda ha bire kahvehane gibi bir yerle kıyaslama ihtiyacı hissedilmektedir? İkisinin uzaktan yakından bir alakası yoktur.
O zaman çekinmeyelim bir kahvehaneye bir ecza dolabı koyup kahvehaneler hastane oluyor diyelim. Bir köşeye bir öğretmen oturtup kahvehaneler okul oluyor diyelim. Nasıl olur? Hoş olmaz mı? :))

Lütfen biraz daha dikkat. Ülkemizde zaten yaygın ve ideal bir kütüphane anlayışı yaratılamamışken bu tür haberlerle kütüphane kavramına zarar vermenin kime ne gibi bir yararı olacaktır? Bunu demekle ne o kahvehane kütüphane olacaktır ne de bir kütüphane hizmeti verebilecektir. Ancak halkın gözünde kütüphane imajı bir odada bir kaç kitap olur düşüncesiyle sınırlandırılacak ya da o anlayış gereksiz yere desteklenecektir.

Tüm mesele...

Eskişehir İl Halk Kütüphanesi ve okuma oranları hakkında bir haber.

http://www.stargazete.com/dunya/kadinlar-ask-erkekler-maceraya-merakli-haber-218456.htm

Yani aslında tüm mesele halk kütüphanelerine yeterli yatırımın yapılmıyor olmasıdır yoksa halk kütüphaneyede gider, kitapta okur yeterki gidecek kütüphaneleri, okuyacak yeni kitapları ve onlara güleryüzle profesyonel hizmet sunabilecek uzman kütüphanecileri olsun...

Aslında olay bu kadar basit...

1 Ekim 2009 Perşembe

"Gaziantep Dijital Kütüphanesi, destek bekliyor"

Ülkemde destek bekleyen bir dijital kütüphane örneği de gördüm ya artık ne desem boş :)

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=896542