31 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir okula kütüphane kurmak!

Ankara Atılım Üniversitesi bünyesinde bulunan Atılımcı Hukukçular Kulübü yöneticileri, Keskin’de bulunan Cumhuriyet İlköğretim Okuluna kütüphane kurma kararı almışlar.

Hukukçular kütüphane kuruyor

http://www.ilgazetesi.com.tr/2009/08/31/hukukcular-kutuphane-kuruyor/

Bir ilköğretim okuluna kütüphane kurmak eğitimin temel bir gerekliliği olduğundan elbette Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğundadır. Bu tür gönüllü organizasyonlar olsa olsa varolan kütüphane ve kütüphaneciyi desteklemek adına yapılabilir ancak bu tür haberlerden anladığımız kadarıyla bizim ülkemizde kütüphane kurmak vatandaşa düşmekte, kurulan kütüphaneye ise bakanlığın bir kütüphaneci atadığı hiç duyulmamaktadır. Bu yüzden olsa gerek devlet okullarının çoğunluğunda ne kütüphane ne de kütüphanecilere rastlanılmayışı.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Gelecek dijital kütüphanelerin...

IFLA için Milano'da buluşan 4 bin kütüphaneciye seslenen IFLA başkanı "Dünya kütüphanelerinin geleceği dijital kütüphanelerde. Bu yönde Paris Ulusal Kitaplığı ya da Floransa Kütüphanesi’nin Google’la işbirliği yapması sakıncalı değil. Dijitalleşme yüksek bütçe gerektiren bir süreç. Telif haklarının, özellikle yeni yapıtların güvence altına alınması çok önemli, ayrıca tüm okurların erişebileceği, kamu kütüphanesi işlevini korumalı dijital kütüphaneler" demiş. Buyrun haberin devamını okuyun.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=78466&kn=12

Benim yazıda özellikle dikkatimi çeken nokta kütüphane mimarisinin öneminin vurgulanması, ferah ve aydınlık kütüphanelerin kullanıcıları çeken en önemli unsurlardan biri olduğunun belirtilmesidir. Oysa bizim ülkemizde hala bir okul inşa edilirken kütüphane düşünülmez sonradan sınıflardan biri bozulup kütüphaneye çevrilir. Tek odadan ya da geniş bir salondan ibaret halk kütüphanelerimiz hem yetişkinlere hem de çocuklara aynı odada hizmet verir. Uzun lafın kısası hala ülkemiz mimarları bir kütüphane mimarisi kavramından(anlayışından) çok uzaktırlar.

Geçtim dijitalinden mimari olarak aydınlık, ferah ve kullanıcı çeken ideal bir halk kütüphanesi hizmetlerini sunabilen kaç tane halk kütüphanemiz var o bile belli değil.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir Kütüphane Neden Ölüm Sessizliğinde Olmak Zorundadır Anlamak Mümkün mü?

Sabah gazeteleri tararken il halk kütüphanelerinde en çok okunan yazar ve kitaplardan bahseden bu habere rastladım.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5459306

Ancak ben haberin içeriğinden ziyade bir cümlesine fena takıldım hemen paylaşıyorum efendim. "Kitap okumak için kütüphanenin sessiz raflarını tercih eden Türk okuru..." Ne denir bilmem ki ben bu Türk okuruyla tanışmak istiyorum zira bu Türk okuruna neden böyle yaptığını sorasım var ancak şu saate kadar kendilerine kalabalık bir şekilde rastlama şansım olmadı. Bunun yerine bir çok halk kütüphanesi hatta araştırma kütüphanesini hınca hınç dolduran ve bu kütüphaneleri ölüm sessizliğine mahkum eden bir kitleyle uzun yıllardır birlikteyim. Hayır bir kütüphaneci olarak değil gittiğim halk kütüphanelerinin sade bir kullanıcısı olarak onların bu zulmünden kaçamadığım gibi kütüphaneye gitmeyi benim içi kabusa çevirdikleri dönemler de olmuştur (bilhassa sınav dönemleri).

Bana göre iki çeşit kütüphane kullanıcısı vardır. Birinci grup kütüphane kullanıcılarıdır ki; bu grup insanı, çay içmekten tutun, araştırma yapmak, kitap okumak, internete bağlanmak, film seçmek ya da izlemek, veritabanlarını kulanmak, kütüphanede grup halinde kitap incelemesinde bulunmak için arkadaşlarıyla buluşmaya kadar her türlü aktivitesini kütüphanede gerçekleştiren, kütüphaneyi hayatının bir parçası haline getirmiş, her durumda ve şartta kütüphaneden yararlanan insanlardır. Bunlar bilinçli kullanıcıdır her yaptığı işte yolunun kütüphaneden geçmesini ister. Sosyaldir, mutludur, okur, konuşur, yazar, öğrenir,güler, ağlar...

İkinci grup ise kütüphaneye ağırlıklı olarak ders çalışmak için gelir ancak bu kitle ders çalışırken dikkati dağılmasın diye bir ölüm sessizliğine ihtiyaç duymaktadır. Kütüphanede yanlışlıkla biri aksıracak tıksıracak olsa bakışlarıyla döver, rahatsızlığını mutlak belirtir. Gürültü asla yapılamaz hatta kayıp düşen biri olsa düştüğü için bu kişiler tarafından azarlanabilir bile. Kütüphaneyi nefes alınmayacak derecede sessiz ve ciddi ve bir o kadar sıkıcı olmaya mahkum eden kullanıcı grubudur bunlar. Bunların bol olduğu yerde o kütüphanede verilen en ağırlıklı hizmet çalışma salonu olmak gerçek kütüphane hizmetlerinden kopmaya mahkum olmak demektir.

Anlaşıldığı üzere ben birinci grup kullanıcısı olduğumdan ikinci gruptakiler tarafından hiç sevilmem. :) Ve bir kütüphaneci olarak bundan da gurur duymak gibi bir özelliğim vardır. Özellikle bir halk kütüphanesi kullanıcısı olarak meşhur bir kitaplığımıza ne zaman gitsem içeride harıl harıl ders çalışan o kitle yüzünden rahatça ödünç kitap seçemem. Nefes almam, yürümem hatta kitapları karıştırma stilime kadar her konuda ters bakışlara maruz kalır ve ortamdaki tüm negatif elektriği üzerime çekerim. Rafın yanına yere otursam , üst raftaki kitabı almak için merdivene çıksam, ödünç bölümünde raflara bakarak bir tur atsam, aradığım kitabı rafta bulamadığım için var mıdır diye bilgisayarda kataloğa baksam klavye tuşlarına dokunuşuma kadar her konuda istenmeyen insan olduğumu hissederim. Oysa ben gerçek kullanıcıyımdır okumak için kitap alacak bu kitabı çevremdeki insanlara önerecek ve onlarında mümkünse kütüphaneye üye olmarını isteyeceğimdir. Ama diğer arkadaşlar belki kütüphaneye üye bile değildirler onlar sadece gelir kitaplarını açar ders çalışır sonra giderler. Kütüphaneyle gerçek bir alakaları yoktur. Ama sessiz yer olmak zorunda olduğunu düşündükleri için orada çalışır ben gibi nefes alarak kütüphaneyi kullanmak isteyen insanların nefes almasına izin vermezler. İşte bu yüzden haberde bahsi geçen bu Türk okuruna sormak istiyorum neden ders çalışmıyorsanız eğer bir kütüphanenin bomboş, ıssız ve ölüm sessizliğinde olmasını istersiniz sizce bir kütüphanenin size sunacakları sadece bunlar mıdır? Sessiz ve boş bir ortamda rafların arasında kitap okuyabilmek midir? Bu biraz kütüphanelere haksızlık olmuyor mu?

Assos Sivrice Feneri Denizcilik Kütüphanesi

İstanbul Barosu eski başkanı Yücel Sayman ve eşi Hacer Sayman Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden on yıllığına kiraladıkları deniz fenerini deniz-denizcilik ve deniz fenerleri konulu bir ihtisas kütüphanesine dönüştürüyorlarmış.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12331189.asp?gid=233

http://kutuphanesever.blogspot.com/search/label/Sevil%20Sarp

Böylesi güzel bir mekanın böylesi anlamlı bir amaç için kütüphaneye dönüştürülüyor olması çok güzel.Haberde belirtilmemiş ancak herhalde bir ilktir bu uygulama hem denizcilik konusunda bir ihtisas kütüphanesi mevcut olsa bile bir deniz fenerinde açılıyor oluşu çokta anlamlı.

23 Ağustos 2009 Pazar

Bir halk kütüphanesinde kitapların sayısının artması ve yenilenmesi kullanıcı sayısını arttırır

İşte buna güzel bir örnek "Gaziantep Şahinbey İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Yüksel Polat, 2009 yılında okuyucu sayılarının arttığını belirtmiş ve "Alınan yeni kitaplar okuyucu sayımızın geçen yıla oranla yüzde 50 artmasını sağladı" demiş.

http://www.gaziantep.com/tr/gaziantephaberleri/2009/08/22/2602/sahinbey-halk-kutuphanesinin-2009-yilinda-okuyucu-sayilari-artti#tabs-remote-1

http://www.gaziantephaberler.com/detay.php?id=6277&kategori=1

Halk kütüphaneleri halkın kütüphaneleridir. Halka ücretsiz hizmet eden halk kütüphaneleri demek o halkın okuryazar oluşuna verilen önem demektir. Bugün ülkemizin halk kütüphanelerinin ne yazıkki bir çoğu kaderine terk edilmiş durumdadır. Kütüphanecilik hizmetleri yurtdışında ve ülkemizdeki bir çok kurumda çağın gereklerine ayak uydurmuşken yazıkki ülkemiz halk kütüphaneleri yalnız bırakılmışlardır. Halk kütüphanelerimizin dermelerinin yenilenmesine, kaynak çeşitlerinin arttırılmasına ve uzman personel sayısı kadar memur, hizmetli vb. personel sayısınında arttırılmasıyla beraber çok sağlam bir tanıtım ve pazarlama hizmetiyle desteklenmelerine ihtiyaç vardır. Bugün halkımızın yüzde kaçı bir halk kütüphanesinin yararlanma şartlarını ya da hizmetlerini bırakın yolunun nerede olduğunu biliyordur merak ediyorum?

Bu 1000 kişisinden sadece 1'i kitap okuyan ülkemizin cehalet gibi çok büyük bir yarasının kapatılması için zaruridir.

21 Ağustos 2009 Cuma

Diziden dolayı kütüphanede en çok okunan kitap Yaprak Dökümü imiş

Burdur İl Halk Kütüphanesinde bir televizyon kanalında yayınlanan dizi uyarlamasından sonra yılın en çok okunan kitabı Yaprak dökümü olmuş hatta bununla kalmamış Reşat Nuri Güntekin'in diğer eserlerininde çok okunmasına yol açmış.

http://www.burdurgazetesi.com/haberler.php?haber=7285

Dizi hakkında diyecek bir şeyim yok izlemedim bilemem ancak Türk edebiyatında daha nice bu tür değerler var ve eğer halkımız kendi edebiyatlarını doyasıya okuma fırsatı bulup lise yıllarında edebiyat derslerinde irdeleyebilseydiler, bu kitaplara okul ve halk kütüphanesinden kolayca erişebilme imkanına sahip olsaydılar bugün bir yetişkine kaç Türk yazarı tanıyor seviyor diye sorduğumuzda alacağımız yanıt sadece bugünün popüler çağdaş yazarlarıyla sınırlı kalmazdı.

Darısı Dudaktan kalbe, Aşk-ı memnu, Hanımın çiftliği kitaplarının başına demek istiyorum.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Çünkü bu ülkede yeterince modern halk kütüphanesi hizmeti talep eden bir kitle yok

Bilinçli bir kütüphane kullanıcısı olan bir vatandaşımızın "Ütopik kütüphane" adlı yazısının sonuç cümleleridir. "Neden Türkiye'de kocaaaaman, içinde güncel kitapların da bulunduğu, online hizmet veren bir halk kütüphanesi yok ki? Çok mu ütopik bir şey istiyorum?"

http://happyandfreckles.blogspot.com/2009/08/utopik-kutuphane.html

Sanırım bizim ülkemizde modern halk kütüphaneleri bu tür bir talebi olan insan sayısının artmasıyla daha kolay ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan bu tür örnekleri hiç görmeyen birinde de nasıl bir modern kütüphane anlayışı ve dahası hevesi dolayısıyla talebi yaratılabilecektir tarafımdan ciddi bir merak konusudur.

14 Ağustos 2009 Cuma

Ömre bedel "kullanıcılar"

Bir üniversite kütüphanesindeki kullanıcı tiplerini esprili bir dille anlatan ve beni kahkahalara boğarak okumamı sağlayan harika bir yazı. Yazan kişinin ellerine sağlık.

"Kütüphane tipolojisi"

http://fikirmahsulleriofisi.blogspot.com/2009/08/kutuphane-tipolojisi.html