31 Ocak 2009 Cumartesi

"Gençler okumuyor"

"ANKARA (ANKA) – Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) tarafından Pİ Grup Danışmanlık ve Araştırma'ya yaptırılan anket, Türk Gençliğinin okumadığını gözler önüne serdi. Gençlik, iş yoğunluğu, dersler ve televizyon nedeniyle kitap okumazken gençlerin yüzde 75.9'unun evinde kitaplığı bile yok. Bağımsız Eğitimciler Sendikası, gençliğini okuma alışkanlığını Pİ Grup Danışmanlık ve Araştırma'ya yaptırdığı anket ile gözler önüne serdi. Ankete 18-30 yaş arasın Bin 831 genç katılırken, bu gençlerin yüzde 67.2'si ortaöğretim, yüzde 22.7'si üniversite, yüzde 4,3'ü yüksek lisans mezunu, yüzde 5,8'i ise okur yazar." Araştırmanın sonucu gerçekten ürkütücü... Ezber, not, sınav üçgeni ve asla olmayan kütüphane ve kütüphanecilerle başka nereye varılabilirdi ki?

http://haber.mynet.com/detay/bilim-egitim/Gencler-okumuyor/16Aralik2008/O1229410078534

"Canlı kitap" dönemi başladı

"Özel bir yayınevi tarafından çocukların okuma alışkanlıklarını geliştirmek amacıyla hazırlanan ve "Canlı Kitap" adı verilen ürün sayesinde kitaptaki bilgiler, 3 boyutlu animasyonlar şeklinde bilgisayara yansıtılıyor."
http://www.cnnturk.com/2008/bilim.teknoloji/teknoloji/11/19/canli.kitap.donemi.basladi/501196.0/index.html

Çok ilginç bir çalışma. :))

Bergama(Pergamon) Kütüphanesi ve Parşomen

Antikçağ kütüphanelerinden bahsedilirken ilk akla gelen İskenderiye kütüphanesidir ancak en az onun kadar önemli olan ve ülkemizin sınırları içinde yer aldığı için bence daha da önemli olan bir kütüphanedir Pergamon antik kenti kütüphanesi ve aynı zamanda parşomenin yaratılma sebebidir bu kütüphane. Ülkemiz topraklarında antik çağda kurulmuş üç ünlü kütüphaneden(Nysa, Celsus ve Pergamon) biridir. Nihayet parşomenin anavatanı olduğumuz ve böyle bir kütüphaneye sahip olduğumuzla ilgili bir gelişme yaşanacak olmasına sevinmemek elde mi?

http://www.milliyet.com.tr/Ege/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&ArticleID=997760&Kategori=ege&b=Parsomenin anavatani&ver=85

30 Ocak 2009 Cuma

Çocuk kitabı seçerken yararlanılabilecek bir blog...

Çocuk kitaplarının tanıtımlarına yer veren, ülkemizin önde gelen yazarlarının kitaplarının tanıtıldığı ve aynı zamanda onların web sayfası bağlantılarının verildiği bir blog. Çocuklarına, yeğenlerine kitap almak isteyen ya da kitap seçerken zorlananlar için kesinlikle yararlı bir kaynak olacaktır.

http://kitaptanitimlari.blogspot.com/

29 Ocak 2009 Perşembe

"İnternetin kötü yanı"

"Giderek digitalleşen dünyada web sitelerinin arşive önem vermemesi ve sık sık kapatılması, geçmişe ait bilgilerin yok olacağı endişesine yol açıyor.
İletişim çağında artık insanların birbirleri ile bilgi paylaşması hiç olmadığı kadar kolay. Kısa mesajlar, e-postalar eski ve zahmetli iletişim yöntemlerinin yerini aldı. Dijital fotoğraflar, kolaylıkla içeriği değiştirilebilir dijital fotoğraf çerçevelerinde sergileniyor. Kitaplar hala ayakta olsa da, özellikle bilgi kaynakları büyük bir hızla web sitelerine ve elektronik kitaplara dönüşüyor. Bunların hepsi iletişim ve bilgi paylaşımını kolaylaştırsa da, İngiliz araştırmacılar bu bilgi kaynaklarının uzun yıllar saklanamamasının risklerine dikkat çekiyorlar."

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10881847

Sabah sabah böyle bir habere rastlamak beni çok mutlu etti. Aslında kaybolan bilgilere sevinmem pek yakışık almaz farkındayım ancak internette herşey var ne gerek kütüphaneye, arşive diyen insanlar sizin kütüphane dediğiniz arşiv dediğiniz ille basılı materyallerle kurulu olmak zorunda değil ancak düzenlemek, gelecek nesillere aktarmak ve insanların bilgiye erişebilmelerini sağlamak zorunludur, ya da zorunlu olmalıdır yoksa bunca teknolojiden sonra tekrar taş devrine dönme riskiyle karşılaşabiliriz :)) Yani arşiv dijitalde olsa basılı materyallerden de oluşsa arşiv arşivmiş ve ne gerek kısmı doğru değilmiş...

28 Ocak 2009 Çarşamba

Prof. Dr. Osman Ersoy, Atılım Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğü Elektronik Bülteni

Bu sabah google'da bir araştırma yaparken tesadüfen bu yazıya rastladım. Kaybının acısı hala çok taze olan, hala gittiğine inanamadığım çok sevgili Osman Hocam' dan bahseden bu yazıda adıma rastlamakta şaşırttı ve mutlu etti beni. Derken buradan yola çıkıp çalışmayı inceleme fırsatım oldu. Okumak isteyenler için Atılım Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Müdürlüğü Elektronik Bülteni. Hazırlayanların, emek harcayanların ellerine, emeklerine sağlık...

http://library.atilim.edu.tr/bulten/sayilar/2008-12/editorial.html.

27 Ocak 2009 Salı

"Okumak ya da okumamak"

"Yaşamak için okumalı" demişti Flaubert. Onun için öylesine vazgeçilmezdi kitaplar. Yaşıyorsan, düşünüyor, merak ediyor ve hayal kuruyorsan, kitapsız bir dünya mümkün olabilir mi?
Flaubert, bu çağda yaşıyor olsaydı o çok sevdiği kitapların yeterince okunmadığına, kitap sayfalarının yerini bilgisayar ekranlarının aldığına tanık olacaktı. Belki de karamsarlığa kapılacaktı. Zira kitaplar yavaş yavaş ama adeta önlenemez bir şekilde gençlerin dünyasından çekiliyor. Yerlerini bilgisayar ekranları alıyor. Ve bilgisayar söz konusu olduğunda, internetten elde edilen bilginin kalitesi, güvenilirliği o kadar tartışmalı ki...
Batılı sosyal tarihçiler bir odaya çekilip sessizce kitap okuma alışkanlığının aslında sanılandan yeni olduğunu, asırlar boyu insanların mırıldanarak, konuşarak, gayet yüksek sesle okuduklarını vurguluyor. Adeta kutsal bir yeri var kitapların insanların hayatında. Okuyor ve harflerin sırrını çözüyor olmak neredeyse gizemli bir serüven addediliyor. Bugünse tablo bambaşka. Yakın zamanda açıklanan verilere göre 18-24 yaş arası Amerikalıların neredeyse yarısı, "keyif için, kendin için, sevdiğin için kitap okumak" ne demek bilmiyor. "Eskiden üniversite çağındakilerin evinde sınırlı da olsa bir kütüphane bulunduğunu varsayarak hareket ederdik. Artık bu geçerliliğini yitirdi. İnsanlar okumuyor." diyor bu raporu hazırlayan enstitünün başkanı. Amerika'da durum böyleyse, bizde durum nasıl, düşünebiliyor musunuz? Düzenli kitap okumak sadece kitap alıp onunla zaman geçirmekle sınırlı bir edim değil. Bir yaşam biçimi. Dünyaya bakış ve varoluş biçimi. Gene aynı araştırma, düzenli kitap okuyan gençlerin dünyayı daha iyi kavradıklarını, sinemaya, müzeye, etkinliklere daha çok giden, daha kültürlü olduklarını altını çizerek ortaya koydu. Kitap, insanın hayatına tek başına gelmiyor. Beraberinde bir yaşam tarzı ve şuur getiriyor.
On yaşında bir oğlu olan yakın bir arkadaşım geçenlerde dert yanıyordu bana. "İnternete bağlanmasını yasakladık. Haftada sadece üç saat izin veriyoruz, o kadar. Çocuk kitaba dokunmayı unuttu. Ne zaman ödev yapması gerekse, internetten bulduklarını indirip yazıyorlar. Tabii bu arada bir sürü sakıncalı siteye girip çıkıyorlar." Arkadaşımın oğlu sonunda ansiklopediler, kitaplar karıştırarak hazırlamış ödevini. Ama teslim ettiği zaman bir şeyi fark etmiş. Koca sınıfta kitap kullanarak ödev hazırlayan tek öğrenci oymuş.
İnternet, vaktiyle muazzam bir özgürlüktü. Şimdiyse bizi hapseden ve kuşatan bir cendere olmaya başladı. İnterneti bilgilenmek için kullanmak mümkün. Ama daha ziyade "bilgilendiğini zannederken cahilleşmek" için kullanıyoruz. Müthiş bir bilgi kirliliği var. Ve bu arada kitaplar ta yüzyıllardır taşıdıkları kokular ve sırlarla bir kenara atılmakta. Etrafınıza bakın, kaç genç tanıyorsunuz kitap okumayı "ödev olsun" diye değil, tutkuyla seçen ve seven? Son zamanların en çok konuşulan kavramlarından "Digital literacy, yani dijital okur-yazarlık", bilgi ile cehalet arasında incecik bir sınırda duruyor. Her an bir tarafa devrilecekmiş gibi.
Ve tarihçi Alberto Manguel'den bir hikâye: 11. yüzyıl başında İran'da kitaplara düşkün bir şah yaşardı. Günün birinde bir sefere çıkması icap etti. Ama kitaplarından ayrılmak istemiyordu. 117.000 kitabı vardı. Sonunda kitaplarını da beraberinde götürmek için duyulmamış bir şey yaptı. Dört yüz deveyi arka arkaya dizerek hepsine kitap yükledi. Develer, harf sırasına göre sırtlarına konulan kitapları taşıyarak şahla beraber sefere geldiler. Böylece şah yol boyunca ne zaman bir kitaba ulaşmak istese, o harfi taşıyan deveyi bulup, kitabını kolaylıkla çekip alabiliyordu.
Böylesi tutkulu bir kitap düşkünlüğünden, bugünün kitap okumayan gençliğine uzun bir yol geldi insanlık. Ama bunun adı "ilerleme" mi, orası tartışmalı."
Elif Şafak
25 Ocak 2009, Pazar

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=807648&title=okumak-ya-da-okumamak

"Kütüphaneler ile okuma oranı artıyor"

"Selçuklu Belediye Başkanı Doç. Dr. Adem Esen ilçedeki sekiz kütüphanenin okuma oranını arttırdığını söyledi. Esen, 8 ayrı kütüphanede toplam 65 bin kayıtlı kitap bulunduğunu belirtti. "

http://yenisafak.com.tr/YurtHaberler/?t=22.01.2009&i=164531

Gerçekten, okuyan, düşünen, araştıran nesiller yetiştirmek zorundayız. Kütüphanelerimize yatırım yapılsın(modern ve rahat binalar, bütçe, uzman personel, koleksiyonun geliştirilmesi, teknoloji vb.) ve insanlarımızın kütüphaneleri keşfetmesine sadece izin verilsin tüm bunlar çözümü beraberinde getirecek zaten. Yaşanan tüm sıkıntıların tek sebebi kütüphanelere yatırım yapılmıyor olmasıdır.

"İnternet, kütüphaneleri öksüz bıraktı"

"Son yıllarda internetin evlerde hızla yaygınlaşmasıyla birlikte kütüphanelerin kapısından girenlerin sayısının azaldığı belirtildi. Samsun Yazarlar Derneği Başkanı Ahmet Seven, ' İnternetin hayatımıza girerek yoğunluk kazanmasıyla kütüphanelerimiz öksüz kaldı. Bunu için de kütüphane seferberliği başlatılmalıdır' dedi. "
http://yenisafak.com.tr/YurtHaberler/?t=23.01.2009&i=164727

Sayın Ahmet Seven hiç üzülmeyin bu ülkenin kütüphaneleri geçmiştede öksüzdü ve bu bakış açısına maruz kalmaya devam ettiği sürece gelecekte de öksüz kalacak yani aslında değişen bir şey olmayacak. Okumayı, düşünmeyi, araştırmayı sevmeyen(sevdirilmeye çalışılmayan) bir halk kısacası kütüphane kültüründen uzak büyümüş bir nesil internetten ne kadar ya da nasıl faydalanabilir ki? Ben yanıtlayayım, internette oyun oynar, alışveriş yapar, eşiyle dostuyla sohbet eder, çevresinden baskı gördüğü için(ya da başka sebeplerle) dürstüsel ihtiyaçlarını internetten gidermeye çalışır vs vs vs. Sizce ilim irfan için ne kadar kullanılırbilir ki o internet eğer bu kültüre sahip değilse?...

"Teknoloji kütüphaneye ilgiyi artırdı "

"Erzurum'daki İl Halk Kütüphanesinden teknoloji kullanılarak sunulan imkanlar sayesinde yararlanan kişi sayısında artış yaşandığı bildirildi.
El yazma eserlerle birlikte toplam 62 bin yazılı kaynağın bulunduğu kütüphaneden hizmet alan kişi sayısında, 10 yıl öncesine oranla yüzde 50 oranında artış kaydedildi.Kütüphane Müdürü Ahmet Ruşen, kütüphanelerinden, 1997 yılında 60 bin kişi, 2005'te 128 bin, 2006 yılı sonu itibariyle ise 136 bin okuyucunun yararlandığını bildirdi.Günlük ortalama 500 kişiye hizmet verdiklerini belirten Ruşen, hizmet alan kişi sayısındaki artışın teknolojiye yapılan yatırım sayesinde gerçekleştiğine dikkati çekti."

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=0&tarih=27.01.2009&Newsid=114288&Categoryid=7

Haber eski tarihli ancak güzel bir örnek hem bunu iddia eden tek kütüphanecinin ben olmadığımı da bilinsin istedim. :))

26 Ocak 2009 Pazartesi

"Televizyon radyonun yerini alacak mı" sorusundan "İnternet, kütüphanelerin yerini alacak mı sorusuna vardık :)

"Bilgiye ulaşmada toplumun yeni gözdesi olan internetin, kütüphanelere olan ilgiyi azalttığı belirtildi.
Özellikle son yıllarda internetin evlerde hızla yaygınlaşmasıyla birlikte kütüphanelerin kapısından girenlerin sayısı oldukça azaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın geçen yıl kitap sayısını 12 milyon 600 bine, kütüphane sayısını da bin 435'e çıkarması ilgiyi artırmadı."

http://arsiv.sabah.com.tr/2009/01/21/haber,76E6431D3CD744869ED5F6CB7E8CC59D.html

Benim içim gayet rahat bence internet asla kütüphanelerimizin yerini alamayacak zira bizim çok şükür zaten yeterli sayıda kütüphanemiz, yeterli sayıda uzman personelimiz, hizmetlimiz, bütçemiz, teknik ekipmanımız hiçbir zaman olmadı. Yani yukarıda söylenen Kültür Bakanlığının kitap sayısını 12 milyona arttırması olayı aslında yeterli ve gerekli miktardaki yatırım zaten değildi. Varolmayan bir kavramınızın yokolmasından kaygılanmak ne derece mantıklıdır? Aynı zamanda bu tartışma gayet gereksizdir zira biz kütüphaneciler kütüphanelerin artık teknolojiye ve çağa ayak uydurmak konusunda neler yapması gerektiğini takdir edebiliyoruz. Bu olsa olsa kütüphanelerin kitapların depolandığı, kitapların asla atılmayıp biriktirildiği yerler olduğuna inanan gayet geleneksel insanların korkusu olabilir. Kitabı okumayıp biriktiren, depolayan, kitabın içindeki bilgiyi elde etmek yerine cismine değer veren, bilginin kutsal olduğuna inanan ama asla ona ulaşmak için emek harcamayan ve heleki yatırım yapmayı bile aklına getirmeyen zihniyetin gerçekten telaşlanması normaldir. Kütüphaneyi böyle görmek yerine bilgi hizmeti sunan mekanlar olarak kabul etseledi zaten bilgi hizmeti sunmanın en kolay yönteminin teknolojiden ve dolayısıyla internetten geçtiğini biz kütüphaneciler gibi çoktan kabul etmiş olurlardı...

Ülkemizin İlk Moda Kütüphanesi

İstanbul Moda Akademisi tarafından açılan ilk moda kütüphanemiz. Web sayfasınd ayararlanma koşullarına, iletişim bilgilerine ve katalog tarama ekranına ulaşabilir ve kütüphane hakkında bilgi edinebilirisiniz. Kullanmak isteyenlere duyrulur....

http://www.istanbulmodaakademisi.com/kutuphane.html

"Gökçek’in hayalet kütüphane icraatları"

"Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in kütüphanelerle ilgili proje vaatlerinin hiçbirini gerçekleştirmediği ortaya çıktı. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Gökçek’in gerçekleştirmediği vaatler için teşekkür belgesi verirken, bakanlık internet sitesinde de Gökçek kütüphane yardımlarında ilk sıraya yerleşti. "
....
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10844481

Gülünecek bir durum. Şahsen ben kütüphane kavramının politikacılar tarafınsan sadece göz boyamak amaçlı kullanılan, aslında zerrece önemsenmeyen, tam tersine okumayan, araştırmayan dolayısıyla sağlıklı düşünemeyen, her söylenene inanan bireylerin yaratılması için bilhassa kütüphanelerin kapalı kalmasının yine en çok politikacıların işine yarayacağından şüphelenen biri olarak haklı çıkmanın gururunu ne yazık ki yaşayamıyorum. Ülkem ve halkım adına çok üzücü bir durum....

23 Ocak 2009 Cuma

Müzeler ve Kütüphanelere ulaşmak isteyenler için...

Bir haftasonu yaşadığınız şehirde, ulaşımı kolay, evinize yakın, ilgi alanınıza uygun bir müzeye gitmek ya da üyesi olmak için evinize en yakın kütüphaneden haberdar olmak istiyorsanız güzel bir kaynak...

http://www.bravoo.com/search/1-001374000/4-Kütüphaneler%20ve%20Müzeler/3-Istanbul

Kataloglamanın öyküsü

Meslektaşımız kitapların kimlik bilgilerinin açıklama ve ayrıntılarını keyifli bir dille anlatmış...

http://www.ankarakalemleri.com/?page_id=310

"Düş Toplumuna Geçişte Bilgiyi Yönetmek"

Duvasız kütüphanelerle, huzur bulunan kütüphaneler ve okuyucular ile sanal kullanıcılar arasında bilginin bilgi hizmetlerinin ve dahası kütüphanelerin geleceği hakkında güzel bir köşe yazısı...

http://izmirdenhaber.com/index.php/component/content/article/59-gulsevil-agca/411-bilgi-cagindan-dus-toplumuna-geciste-bilgiyi-yonetmek

Bir okulumuz daha gönüllü bir hareketle kütüphane(!) sahibi olmuş :) Güle güle kullansınlar!!!

"ERZİNCAN Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü öğrencileri, Uluköy Beldesi İlköğretim Okulu'na kütüphane kurdu. "

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10831618

:)) Sanırım ne kadar eleştirsemde bu tür haberleri sık sık görmek bende bağımlılık yapmış bir süre görmeyince özlemişim bugün rastlayınca arkabamı görmüş gibi sevindim :))

Görme Engellilere Işık Olacak Kütüphane Projesi

Görme engelli vatandaşlara Diyarbakır'da görme engelliler okulu bünyesinde bir kütüphane kuruluyormuş ve kütüphane sadece okula değil bölgedeki yararlanmak isteyen tüm vatandaşlara açık olacakmış. Kütüphanenin okuma odası ve dışarıdan gelen kullanıcılarada hizmet verecek. ANladığım kadarıyla kütüphane tekonoloji salonu(bilgisayar ve internet vb.), okuma salonu ve dinlenme salonlarından oluşacakmış ve en güzel bölümü ise yoğun talep görmesi halinde yeni bir kütüphane daha açılabileceğinin belirtilmiş olması. Umarım hem kütüphane yoğun olarak kullanılır hem de sesli kitaplar için bol miktarda gönüllü okuyucu bulunur.

Haber için;

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10821981

13 Ocak 2009 Salı

Kütüphane Mobilyaları

Bugün hakkında yorum yapabilecek yeni bir haber bulamadım ancak onun yerine bir kaç gündür beni fazlasıyla meşgul eden kütüphane mobilyaları temini hakkında birşeyler söylemek istiyorum. Bu ülkede kütüphane denince akla neden masalar, sandalyeler ve kitap rafları -ki onlarında bir çoğu gardıroba benzer üretilir ve bende bunun nedenini bir türlü anlayamam : )- akla geldiğine şaşırmamak gerek. Zira kaç gündür kütüphanem için stepstool(bir tür merdiven ve tabure karışımı), book trucks(bir tür kitap arabası), DVD vb tür materyaller için özel dönen türden raf bulmaya çalışıyorum ve anladığım şudur bu tarz mobilyalar bu ülkede üretilmiyor. Oysa bence bir kütüphanenin farklı ve daha kullanışlı hemde estetik olmasını sağlayan mobilya ve aksesuarlarıdır. Özellikle aksesuarlar yaratıcılık, estetik ve kullanış bakımından çoğu zaman müşterilerimizi yani kullanıcılarımızı cezbedebilmektedir. Yurtdışında kütüphane mobilya ve aksesuarı üreten bir sürü firma bulabiliyorsunuz ama ülkemizde bu işi yapan tek bir mobilya firması bile bulamazsınız elbet çizip verirsiniz ona benzer bişiy üretmeye çalışırlar ya da dünyadan ünlü mobilya firmalarının Türkiye temsilcilerini bulursunuz ancak kendi ülkenizde böyle bir firmaya sahip olmakla aynı olamaz hiçbiri. Ayrıca kütüphanelerimizin mobilyalarını bile yurtdışından getirtecek kadar dışa bağımlı olmak ne derece sağlıklıdır? Umarım bizimde bir gün profesyonel anlamda kütüphane mobilya ve aksesuarı üreten mobilya firmalarımız olur da böylece kullanıcılarımızın kütüphanenin raf, masa ve sandalyeden ibaret olmak zorunda olmadığını görme şanslarıda olur.
Yurtdışından bir mobilya firması örneği bakmak isteyenler için;

http://www.gaylordmart.com/adblock.asp?abid=1181&sid=60A39B356148468495C1D4821992B8