8 Eylül 2009 Salı

Ülkemizde düzenli kitap okuma becerisi olan bireylere nadir rastlanma sebepleri....

"Şimdi kitap okuma alışkanlığı zamanı" adlı yazı 8 Eylül dünya okuma-yazma (okuryazarlık) günü hakkında haber yapmak amacıyla kaleme alınmış. Aslında yazıda çocuklara okuma alışkanlığının kazandırılması için yapılması gerekenler anlatılmak istenmiş ancak anlatılanların bir çoğu tam olarak bu ülkede okuryazarlık seviyesinin bu derece düşük olmasına sebep olan ya doğru olarak bilinen yanlışlar ya da eksik bilinen gerçeklerdir...

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=61303

Yazının ilk alt başlığında söylendiği gibi çocuğa kitap okuma alışkanlığını sadece öğretmen kazandırmaz. Ancak aile, öğretmen ve kütüphaneci kazandırabilir. Bu üç unsurun olması çok önemlidir. Tek bir tanesinin olması yeterli değildir bu üçünün mutlak ortak çalışması gerekir.

Sanılanın aksine sınıf kitaplıkları gerçek bir çözüm değildir. Bir okul kütüphanesi yani gerçek uzman kütüphanecileri barındıran profesyonel bir okul kütüphanesi zaruridir. Sınıftaki iki üç kitapla, hadi gelin hep beraber okuyalım demekle bu iş olmaz.

Yazıda bahsedildiği ya da halk arasında sanıldığı gibi çocuğun odasındaki kitap raflarına kütüphane denmez kitaplık denir. Çocuğun odasında bulunan kitaplık yalnızca okuma alışkanlığı edinmiş öğrenciler için bir anlam ifade eder yani tek başına kitaplığa kitapları yığmanız çok bir şey ifade etmez. Hala aile, öğretmen ve kütüphaneci işbirliği zorunludur. Ancak öğrencinin yaşı ilerledikçe kitaplar konusunda öğrenci daha ağırlıklı olarak kütüphane ve kütüphaneciyle iletişim halinde olacaktır. Çünkü kitap okuma alışkanlığı yazıkki bizim ülkemizdeki bilinen yanlışın aksine kütüphane kullanma alışkanlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Yani kütüphaneye gitmeyen bireylerin düzenli kitap okuma alışkanlığı edinmesi daha zordur. Oysa kütüphaneye düzenli giden öğrenci kitap okuma alışkanlığı geliştirmede daha başarılı olacaktır. İşte tam olarak bu yüzden halkımızın 1000 kişisinden sadece 1 kişisi kitap okumaktadır.

Çocuklara kütüphaneler anlatılırken orada kimseyi rahatsız etmeyelim, sessiz olalım denmez. Çocuklara kütüphaneden yararlanmak bu şekilde öğretilemez. Sessiz ve sıkıcı, başkalarını rahatsız etmeyeyim derken rahat edemediği ve içinde neden ölü gibi sessiz durmak zorunda olduğunu anlayamadığı üstüne üstlük sürekli kitapları dağıtmaması öğütlenen bir çocuk kütüphanede ne yapsın? Nasıl okumaya ve kütüphaneyi sevmeye alışsın? Bunlar ne biçim önerilerdir?

Kitaplar sadece sessiz öğretmenler değildir. Kitaplar çocuklara sürekli bir şeyler öğreten sadece didaktik kaygılarla oluşturulmıuş nesneler değildir. Çocuk kitaplarla eğlenir, öğrenir, gerektiğinde vakit öldürür, neşelenir, güler, ağlar, resimlerine bakar, banyo eder, sarılır uyur, dinler...İster basılı kitap olsun, ister elektronik kitap olsun, isterse sesli kitap olsun onu yaşamının iyi, kötü, acı, tatlı bir parçası yapar. Bir şeyin hayatımızın parçası olması içinde, onu kutsallaştırmayıp sadece hayatımızın yani günlük yaşantımızın dokunulabilir bir unsuru haline getirmek gereklidir.

Ülkem insanlarının neden okumayı sevmediğini, neden kütüphaneye gitmediğini, neden öğretmen dendiğinde sadece koşarak el öptüğünü bu tür yazıları okudukça çok daha iyi anlıyorum. Okuyazar insanlarımızın artması için bu gereksiz abartmaları, kutsallığı bir kenara bırakıp aile, öğretmen ve uzman kütüphaneciler el ele verelim. Kapatılan kütüphanelerimize sahip çıkalım. Çocuklarımıza gerçek kütüphane görme şansı tanıyalım. Onların elinden tutup öğretmen ve veliler olarak bir kütüphaneye gidip hep beraber birer kitap ödünç alalım. Hepimizin bir kütüphane kültürü olsun. Odamızdaki az biraz kitapla, sınıftaki az biraz kitapla, ders başlamadan evvel on dakika kitap okutmakla bu iş gerçekleşmeyecektir...

Çocuğunuzun okulunda bu işi sağlıklı bir şekilde öğrenmesini istiyorsanız. O okulda bir kütüphane ve uzman kütüphaneci olmasına dikkat edin. Bununla da yetinmeyip mahallenizdeki halk kütüphanesine çocuğunuzu elinden tutup mutlaka götürün hem kendiniz hem de çocuğunuz kütüphane kullanıcısı olsun...

Hiç yorum yok: