1 Temmuz 2009 Çarşamba

En çok Kütüphaneye Giden Bölge Kullanıcıların Evine Yakın Halk Kütüphanesi Bulunan Bölgedir

Kütüphaneye en çok Karadenizliler gidiyor'muş
Türkiye`de büyük kentlerde yaşayanlar, Anadolu halkına oranla kütüphanelerden daha az yararlanıyor'muş...

http://tumgazeteler.com/?a=5258482

Benim bu haberde özellikle açıklığa kavuşturmak istediğim bir nokta var. "43 kütüphane ile İzmir, 42 kütüphaneyle İstanbul Türkiye`nin en çok kütüphanesine sahip olmalarına rağmen ilk 10`a giremedi." Cümlesinden bu iki şehirde çok fazla sayıda kütüphane olmasına rağmen halk kütüphaneye gitmiyor türü bir anlam çıkıyor. Sormak istiyorum istanbul'da kaç kişi evine yakın mesela yürüyerek 10 dakika mesafede bir kütüphane bulabiliyor? Şahsen benim yaz mevsiminde evime en yakın bulabildiğim kütüphane iki otobüsle 1,5 saatte gidebildiğim bir halk kütüphanesidir. Hadi buldunuz diyelim. Gittiğinizde o kütüphane yaz uygulamasına girdiğinden dolayı haftasonları kapalı mı değil mi? Hadi tüm bunları atlattınız çok şanslısınız haftasonu ya da mesai saatleri dışında açık bir kütüphane buldunuz ve hadi diyelim içinde bir kütüphanecisi de var peki aradığınız kaç kitabı bulabiliyorsunuz? Bu kentler özellikle İstabul neredeyse uçsuz bucaksız bir hale dönüşmüş durumda sayının çok olması yanıltmasın. Kesinlikle yeterli sayıda halk kütüphanesi olmadığı gibi yeterli sayıda kütüphaneci ve koleksiyonda bulunmamakta. Şimdi sadece istatistiklerle uğraşmayı bırakıp gerçeği görmeye çalışalım. Sayı olarak yeterli, aynı zamanda nitelikli kütüphaneler kurulmadığı, halka nitelikli kütüphane hizmetleri sunmaya yönelik girişimlerde bulunulmadığı sürece sadece hangi bölge ne kadar okumuş istatistiklerinin çokta bir işe yaramayacağı ve gerçeği yansıtmayacağı gün gibi ortadadır.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Kütüphane ile ilgili yorumunuza göz attım. Sonra da habere göz attım. Sadece şunu söylemek isterim 15 milyonluk bir kentte 300 bin kişi kütüphaneye gidiyorsa kütüphanelerin azlığından dem vurmamak gerekiyor. Çünkü daha o az olan kütüphaneleri bile dolduramıyormuşuz. 42 kütüphanesi bulunuyor. Belki kütüphane size uzak ama yakın olan insanlar bile gitmiyor. Siz sadece bireysel olarak değerlendiriyorsunuz bana uzak. Ama istanbulda sadece siz yaşamıyorsunuz. O 42 kütüphaneye yüzbinlerce insan yakın. Bir özeleştiri yapmalıyız. istediğimiz kadar başka yerlere saptırsak da konuyu gerçekten okumuyoruz. 42 kütüphane 300 bin istanbul.... 2 kütüphane 85 bin kilis... Bir istanbullu olarak bu rakamlar bile utanmama neden oldu. Saygılarımla...

Adsız dedi ki...

Kütüphane ile ilgili yorumunuza göz attım. Sonra da habere göz attım. Sadece şunu söylemek isterim 15 milyonluk bir kentte 300 bin kişi kütüphaneye gidiyorsa kütüphanelerin azlığından dem vurmamak gerekiyor. Çünkü daha o az olan kütüphaneleri bile dolduramıyormuşuz. 42 kütüphanesi bulunuyor. Belki kütüphane size uzak ama yakın olan insanlar bile gitmiyor. Siz sadece bireysel olarak değerlendiriyorsunuz bana uzak. Ama istanbulda sadece siz yaşamıyorsunuz. O 42 kütüphaneye yüzbinlerce insan yakın. Bir özeleştiri yapmalıyız. istediğimiz kadar başka yerlere saptırsak da konuyu gerçekten okumuyoruz. 42 kütüphane 300 bin istanbul.... 2 kütüphane 85 bin kilis... Bir istanbullu olarak bu rakamlar bile utanmama neden oldu. Saygılarımla...

Yeliz ULUCAY dedi ki...

Kesinlikle haklısınız! İşte bende bu yüzden yorumumda ne kütüphane sayısı, ne insan sayısı önemli olan niteliktir demeye de çalıştım.

Kütüphane kullanmak bir alışkanlıktır. Bu alışkanlık tıpkı okuma yazma öğrenmek gibi ilköğretim okulunda profesyonel kütüphaneciler tarafından ders olarak verilmektedir.(elbette başka ülkelerde)Bu lise ve üniversitede de devam eder. Kişi mezun olup hayata atıldığında kütüphane kullanma alışkanlığı olduğundan en yakınındaki kütüphaneye gider. Bu kütüphane mesai saatleri dışındada hatta haftasonu açık bulunabilen bir kütüphanedir. İçinde dvd,internet ve aklınıza gelebilecek tonla kaynak türü olduğu gibi sizin oturduğunuz çevrenin ihtiyaçlarına göre hizmetlerde verebilmektedir. Sosyal etkinlikler düzenlemektedir. Haftasonu çoğununuzun elinden tutup kütüphaneye gittiğinizde çocuğunuz çocuk bölümünde masal saatine katılırken siz yetişkinler bölümünde bir koltuğa oturup huzurla kitap, gazete, dergi okuyabilirsiniz.Kütüphanecilerin hepsi profesyoneldir. Size güleryüzle yaklaşır ve sizin onun için önemli bir müşteri olduğunuzun sizden para kazanmadığı halde size hizmet vermek için orada olduğunun bilincindedir. Kütüphane binası ferah, aydınlık, uygun ve rahat mobilyalarla düzenlenmiştir. Kendinizi huzurlu ve rahat hissetmeniz o mekanı sevmeniz için planlanmıştır.

Şimdi bu ideal olanı düşünmeyi bırakıp İstanbul'a bakalım. İstanbulda evine yakın kütüphane bulan şanslı insanlar o kütüphanelerin kapısını açık bulabiliyor mu? Hadi açık buldu diyeelim içlerinde yeterince yeni kitap, dergi, gazete bulabiliyor mu? Peki kütüphane sosyal etkinliklerle insanları okumaya teşvik ediyor mu? Peki o kütüphanenin içinde sosyal etkinlik düzenleyebilecek profesyonel en az 3/5 kütüphaneci bulunuyor mu? Kütüphane günün teknolojik imkanlarına sahip mi?(Bilgisayar, internet, veritabanı, dvd koleksiyonu, film gösterim odası, vb.)Eğer bir halk kütüphanesi bunlara sahip değilse okuyucu(kullanıcı) oraya sadece kitap alıp vermek için gidiyorsa, ve hatta kütüphane sadece mesai saatlerinde açıksa ve yine içinde yeteri kadar profeesyonel kütüphaneci yoksa halk o kütüphanelere neden akın akın gitsin?

Okumaya teşvik sadece iyi niyetle olamaz.Hadi okuyun okumak iyi bir şeydir demekle hiç olmaz. Kütüphanelerin bugün ciddi bir reklam ve tanıtıma ihtiyacı var.Kütüphanelerimizin hizmetlerinin çağın gerekliliklerine uydurulmaya ihtiyacı var. Kütüphane ve kütüphanecilerin bugün hatırlanmaya ihtiyacı var hepsi bir kenarda unutulmuş gibi görünüyor. Siz kaç halk kütüphanesinin reklamını gördünüz bu güne kadar Türkiye'de? Ben görmedim. Dahası zaten ilk okuma yazma öğrendiğimiz mekanlar olan okullarımızın neredeyse hiç birinin içinde profesyonel kütüphaneci ve donanımlı bir kütüphanesi yokken yani zaten insanların okuma yazma öğrenirken kütüphaneye gitme alışkanlığı geliştirmesine imkan sağlanmıyorken az sayıda ve yetersiz personel ve ekipmanla hizmet vermek için mücadele eden halk kütüphaneleri tek başına ne yapabilir diye düşünmek lazım?

İstanbulda bakanlığa bağlı kütüphanelerde toplam 11 tane bile uzman kütüphaneci yok. Kocaman İstanbul. Evet çok güzel örneklerde var ama bir kaç örnekle tüm şehri hatta tüm ülkeyi kurtaramayız. Ülkemizde çok acil olarak okul kütüphanelerinin kurulmasına başına bir uzman kütüphaneci getirilmesine, halk kütüphanelerinin iyileştirilip çağın anlayışına uygun şekilde donatılmasına ihtiyaç var. Yoksa bu halk okumaz ve okumayacaktırda. Kim okuyun derse desin kim Türkiye okuyor diye kendini kandırırsa kandırsın. Ne ekilirse biçilende o olacaktır. Kral çıplak demek zorunda kaldığım için üzgünüm. Elbette mesleğini ve kütüphaneleri çok seven bir kütüphaneci olarak tüm bunların yapılabilmesi için öncelikle halkın kütüphanelere sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. İşte bu yüzden insanların bakış açılarında ne kadar ufakta olsa bir fark yaratabilirsek gerçeği görmeleri için elimizden geleni ne kadar yapabilirsek yarardır diye düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkür ederim. Yanıtım biraz fazla uzun oldu farkındayım ancak bu konu o kadar derinki en genel açıklama bile uzun sürüyor. Saygılarımla...