16 Nisan 2009 Perşembe

Kitaplar arasında 44 yıl ve Türkiye'de kütüphaneleri sevmek : )

Merhabalar,
Son günlerde okuduğum ve beni çok etkileyen, basımı hayli eski bir kitaptan söz etmek istiyorum. Birçoğunuz duymuştur, belki okuyanlarınızda hayli fazladır –ki umarım öyledir- çünkü kitap bunu sonuna kadar hak ediyor.
Muzaffer Gökman’ın hayatı ve anılarının anlatıldığı “Kitaplar arasında 44 yıl” adlı kitaptan bahsediyorum. 1977 yılında Eğitim-Öğrenci yayınları tarafından basılmış ve yayına hazırlayan Remzi Kırık.
Kitapta; Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin Osmanlı’dan günümüze durumu anlatılırken, sadece bununla yetinilmemiş kısaca Türkiye kütüphaneleri, kütüphaneciliği ve İstanbul kütüphaneleri hakkında bilgiler, anılar, gözlem ve düşünceler satır aralarına serpiştirilmiş. Belki de bu yüzden kitabı sıkılmadan okuyor ülkeniz kütüphaneleri adına seviniyor, üzülüyor, kahroluyor gene de kitabı bitirince meslek büyüklerinizle gurur duyuyorsunuz. Türkiye de kütüphaneci olmak nasıldır hepimiz iyi biliriz. Acısı, tatlısı, iyisi, kötüsüyle bu meslek bizim mesleğimizdir. Bu yüzden bugünlere nasıl gelindiğini öğrenmekte yoğun bir duygusallık yaratıyor.
Kitabı okurken mesleğimizin önde gelen kişilerinin isimlerinin sık sık geçtiğini göreceksiniz örneğin ben sadece Türk Kütüphaneciliği dergisindeki yazılardan tanıdığım, hocalarımızın derslerde ismen bahsettiği kişileri ve olayları kitapta da okudukça mutlu oldum. Kitap kısa bir Türkiye kütüphaneler ve kütüphaneciler geçidi gibi ve aynı zamanda üslübu çok akıcı okurken roman mı, anı mı yoksa bir tarih kitabı mı okuduğunuzu ayırt edemiyorsunuz. Çok fazla olmasa da mizah unsuru dahi yer alıyor.
Tarihi yarımada da nice değerli kütüphanenin olduğunu bir daha hatırlıyorsunuz. Hatta şöyle söyliyeyim sadece Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin ve Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi’nin binalarının var olma mücadelelerinden bile ciltlerce kitap yazılabilir hatta özellikle Beyazıt Devlet kütüphanesininkinden bir hukuk kitabı çıkarılabilir. Otoparkı kütüphaneye tercih edenlerin ülkesinde kütüphane kurmak bir ömür mücadele etmeyi göze almak demekmiş anlıyorsunuz. Kitabı okuduktan sonra İstanbul kütüphanelerine özellikle kitapta müze kütüphane olarak tanımlanan yazma eser kütüphanelerine gidip görmeden edemezsiniz. Ben öyle yapacağım. : )
Sonuç olarak Gökman’ ın anılarını okurken aslında bu mesleğe gönül vermiş, önüne yığılmış engellere rağmen kişisel kazancı için değil mesleki inançları ve doğruları için mücadele vermiş(veren) tüm Türkiye kütüphanecilerini okuduğunuzu anlıyorsunuz.
Kitabı ilk okumaya başladığımda bu kitap ülkemizin Dewey’i (Dünyanın kalbine dokunan kütüphane kedisi) olabilir mi acaba diyordum ama kitabı okurken anladım ki bizim yüzlerce kedili kütüphanemiz(Beyazıt Devlet Kütüphanesi) Dewey'den çok daha evvel zaten varmış. : )
Not: Kitabın piyasada satışı yok okumak isterseniz sanırım tek alternatif kitabı dermesinde bulunduran kütüphanelerdir. Kim bilir belki yeni basımı da yapılır bu güzel kitabın!
Kırık, R.(Yay. Haz.). (1977). Kitaplar arasında 44 yıl: Muzaffer Gökman’ ın anıları, gözlemleri ve eleştirileri. İstanbul: Eğitim - Öğrenci Yayınları.

Hiç yorum yok: