30 Aralık 2009 Çarşamba

Kütüphaneler cezaevi, kütüphaneciler gardiyan mı?

Akşehir'de çeşitli suçlardan hüküm giyen 40 kişiye kütüphanede kitap okuma cezası verilmiş.

http://www.istasyongazetesi.com/istasyon/Haberler.aspx?HaberNo=8763

Yorumsuz...

28 Aralık 2009 Pazartesi

"Oyuncak Kütüphanesi’nin Tanıtım Filmi Yaşar’dan - İzmir"

Gerçekten anlamlı bir destek. Bergama Oyuncak Kütüphanesi’nin tanıtımı için Yaşar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi hazırlayacağı filmle destek verecekmiş.
http://www.haberciniz.biz/haber/oyuncak-kutuphanesinin-tanitim-filmi-yasardan-izmir--746038.html

Ülkemiz kütüphanelerinin doğru ve profesyonel anlamda reklama ihtiyacı var. Tanıtımsız kullanıcıların kütüphaneye gelmesini ummak hem çağdaş hem de akla yatkın bir yöntem değildir. Bu yüzden özellikle yeni açılan bir kütüphaneye verilebilecek en güzel destek.

"Siirt İl Halk Kütüphanesi yeniden dizayn ediliyor."

Siirt İl Halk Kütüphanesi Yenileniyor - Siirt
http://www.haberciniz.biz/haber/siirt-il-halk-kutuphanesi-yenileniyor--746913.html

İşte günün en güzel haberi bu. :)) Umuyorumki dizayn konusunda kütüphanecilerin önerileri dikkate alınmış hatta ve hatta olması gerektiği gibi mimar ve kütüphaneci işbirliği içinde hazırlanmıştır yeni dizayn...

"İl Halk Kütüphanesi Yeni Yerine Taşındı - Karabük"

1,5 yıl içinde üçüncü yerine taşınan Zübeyde Hanım İl Halk Kütüphanesi Hürriyet mahallesi İnönü caddesi No: 53 Kat:2 adresindeki yeni yerinde hizmete açılmış.

http://www.haberciniz.biz/haber/il-halk-kutuphanesi-yeni-yerine-tasindi-karabuk--746715.html

Bir kütüphaneye zarar veren şeylerin başında gelir sık sık taşınmak özelliklede halk kütüphaneleri halkın alışkanlıklarına da hitap eden mekanlar olması gerekirken sık sık yer değiştirmek çok olumsuzdur. Umarız günün birinde merkezi, giriş katta ve kendine ait olan bir yere geçme şansı yakalar bu halk kütüphanemiz.

"Türkiye'nin en büyük mutfak kütüphanesi geliyor"

http://www.turizmdebusabah.com/haber_detay~haberNo~49946~f~t%C3%BCrkiye__039_nin_en_b%C3%BCy%C3%BCk_mutfak_k%C3%BCt%C3%BCphanesi_geliyor.htm

Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi'nde Mutfak Kütüphanesi açılıyormuş. Sanırım Türkiye'de bu konuyla ilgili kurulan fazla bir kütüphane yoktur. Haber gayet güzel ancak korkarım kurulacağı söylenen bu kütüphanede bir kütüphanecinin adı geçmiyor daha çok bu konuyla ilgili kitapları bir odaya depolacaklarını belirtir ifadeler yer alıyor. Ülkemizde kütüphane konusunda anlaşılması gereken en önemli nokta şudur ki ne kadar değerli kaynakları bir araya toplarsanız toplayın onları kimse çalmasın gelecek nesillere kalsın diye saklarsanız saklayın eğer orada bir uzman kütüphaneci yoksa orası bir kütüphane olmayacak sadece basit bir depo olacak ve asla amacına ulaşmayacaktır. Bir yerin kütüphane olabilmesi için uzman bir kütüphanecinin kütüphane hizmeti sunuyor olabilmesi gerekir. Umarım bu bağış kampanyası ile kurulacak olan bu özel kütüphaneye birde uzman kütüphaneci bağışlanması akıl edilir :))

Böylece kütüphane gerçek bir kütüphane olma amacına ulaşabilir...

24 Aralık 2009 Perşembe

"Kütüphane de Kültür Merkezi de çalışmıyor"

Habere göre Uzunköprü'de ne kütüphane ne de kültür merkezi vatandaşın uğradığı mekanlar arasında yer almıyormuş.

http://www.gursesgazetesi.com/detay.php/2009/12/22/k-t-phane-de-k-lt-r-merkezi-de-al-m-yor.html

Evet bir kaç günlük güzel haber molasından sonra tekrar ülkem gerçekleri ile başbaşayız.

Benim bu haberde dikkatimi çeken en önemli cümle şudur: "İnsanların pek uğramadığı öğrencilerin ise çok nadir uğradığı kütüphanemiz de kendini yenileyemediği için zamana yenik düştü ve bu hale geldi. " Bakın kütüphanelerin devri bitti ya da artık internet var ne gerek kütüphaneye gibi üçüncü dünya ülkesi cahilleri lafı etmediği gibi çok güzel bir noktaya da dikkat çekmiş haberci. Bu ülkede özellikle yerelde halk kütüphanelerini destekleyecek bir yapı yoksa orada bir halk kütüphanesi de yok demektir. O kadar çok örneği var ki lafa gelince kütüphanesiz olmaz, kütüphane çok önemli diyen yetkililer iş kütüphaneye hayat vermeye geldiğinde ya dinozorlar çağındaki yaklaşımı sergileyip halk gelsin otursun burada sadece kitap okusun diyorlar ya da ne gerek var artık kütüphane mi kaldı boşver gitsin diyorlar.

Halk kütüphanelerinde;
Personel yok,
Bütçe yok,
Koleksiyon yüzyıllar öncesinden kalma,
Bina deseniz dökülüyor,
Eeee o zaman halkın o kütüphaneye gelmesini de beklemeyeceksiniz. Gelmediği için kimseyi suçlamayacaksınız. Ekmeden biçilemeyeceğini hepimiz biliriz.

Uzunköprü halk kütüphanesinin kaderini paylaşan binlerce kütüphane var bu ülkede.

Halk kütüphanelerine halkın sahip çıkması, gerekirse kütüphanecisinden, tüm yetkililere kadar hizmet hakkını talep etmesi lazım.

22 Aralık 2009 Salı

"Köyüne özel müze- kütüphane açtı"

http://www.memlekethaber.com/haber.asp?id=333906

Ne cesur bir girişim ve ne güzel! Okurken etkilenmemek elde değil. O kütüphane bir işe yarar mı? Sanmam ancak bir kaç hevesli genç gelip kitap alırsa alır zira kütüphanecisiz kütüphane bir hiçtir. Ancak bu girişimin iyi niyetini asla azaltmaz. Böyle köylülerimiz olduğunu görmek beni daima çok mutlu etmiştir.Bu ülkede en çok karanlıkta bırakılmış, ezilmiş, hor görülmüş köyü olduğu için aşağılanmış, en büyük kitlenin karanlıktan kurtulmak ya da uzak durmak için en çok mücadele eden kitle oluşuda ilginç bir çelişki değil mi?

86 Yaşında köyüne bir kütüphane(aslında kitaplık) ve müze yaptıran H.Ö. Amca sen çok yaşa...

"Bir kütüphanenin dramı!: Ancak çocuk kütüphaneyi bilmiyor ki."

Siz bakmayın yazının başlığına aslında ne de güzel anlatmış bir kütüphanenin sunduklarını. Geçmişin güzelliği ve günümüzün gerçekleriyle...

http://www.gunebakis.com.tr/makale.php?id=3059&t=Bir_k%C3%BCt%C3%BCphanenin_dram%C4%B1!

"Her şeye rağmen kütüphaneye ve kitaba yine de ilgi yok…
Zaman, zaman kulağımıza İl Halk Kütüphanesinin kaldırılması şeklinde duyumlar gelmekte!
Bu insanların aklına şaşmamak mümkün değil. Her geçen gün bilimsellikten uzaklaşan ve yozlaşan toplum kültüründen geleceğimiz olan çocuklarımızı kurtarabilmenin derdinde olmamız gerekirken, hangi delinin zorudur kütüphanenin kaldırılmasını istemek!
Kütüphanesiz ve kitapsız bir aydınlanmayı düşünmek mümkün mü?
Oysaki bilimin sonu yok ve sürekli arayış gerektirir.
Bunun da yolu kitaptan ve kütüphaneden geçer…"

Aslında yazı için yapılabilecek çok bir yorumda yok mutlak okumanızı ve halk kütüphanelerimize neden sahip çıkmamız gerektiğini bir kaç saniye düşünmenizi önermek dışında...

13 Aralık 2009 Pazar

Bir güzel haber daha: Aliağa Belediyesi Nadir Nadi Kütüphanesi’ne ilgi artıyor

http://www.aliagaekspres.com.tr/detay.asp?id=3677

Halkın kütüphaneye olan ilgisinden söz eden bir güzel haber daha :)) Ülke genelinde tüm il ve ilçe halk kütüphanelerimizin kullanıcı akınına uğramasıdır dileğimiz.

11 Aralık 2009 Cuma

Güzel bir haber: Malatya'da kütüphaneden yararlananların sayısı arttı

Malatyada'ki kütüphanelerin sayısı 17'den 20'ye ve kütüphaneden ödünç kitap alanların sayısının da ikiye katlandığına dair güzel bir haber...

http://www.malatyaguncel.com/news_detail.php?id=33170

Ülkemizin her yöresinden bu tür güzel haberler gelmesi dileğiyle... Tebrikler Malatya ili halk kütüphaneleri...

10 Aralık 2009 Perşembe

Ayın Kullanıcısı....

Samsun Gazi İl Halk Kütüphanesi'nden Kasım ayı içerisinde en çok kitap ödünç alarak okuyan Atatürk Anadolu Lisesi öğrencisi Sıla Akarçay ayın okuyucusu seçilmiş...

http://www.haberfx.net/ayin-ogrencisi-sila-akarcay-haberi-127952/

8 Aralık 2009 Salı

Günümüzde bilginin sadece yüzde 10'u internette geri kalanı kütüphanelerde...

http://www.haber7.com/haber/20091208/Googleda-en-cok-bu-kelimeyi-aradik.php

Ne gerek var kütüphaneye diyenlere...Yüzde 90'ı nereye atacaksınız?

Tüm KütüphaneSever hayırseverlere çağrı...

"Mezun olduğu okula kütüphane bağışladı"
Balıkesirli hayırsever Yılmaz Tabanlı, yıllar önce marangozluk bölümünden mezun olduğu Balıkesir Merkez Endüstri Meslek Lisesi'ne kütüphane bağışlamış.

http://www.haberfx.net/mezun-oldugu-okula-kutuphane-bagisladi-haberi-127535/

Tüm hayırseverlerin aynı zamanda kütüphanesever olmaları umuduyla.

Güzel bir haber...

"Kütüphane geri döndü"
Kocaeli'nde bulunan Oğultürk Halk Kütüphanesi, İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yenileme çalışmalarından sonra tekrar hizmete açılıyormuş.

http://www.ozgurkocaeli.com.tr/news.php?id=33902&t=K%C3%BCt%C3%BCphane_geri_d%C3%B6nd%C3%BC_

Bina ve mobilyaların yenilenmesi, internet bağlantılı bilgisayarlar ve 8000 adet yeni kitap temini yapılıyormuş umarım tüm bu güzel yatırımları bir uzman kütüphaneciye teslim etmeyi unutmazlar.

4 Aralık 2009 Cuma

Kütüphaneler öksüz kalmadı bu ülkede kütüphaneler çok ama çok uzun yıllardır zaten öksüzdüler...

http://www.takagazete.com/haber.php?id=25724

İnternetin gelişiyle kütüphanelere olan ilginin azaldığına, dönem ödevini internetten yapan çocukların arktık kütüphaneye gitmediğine işaret eden amacı üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi olduğundan tam emin olamadığım bir haber :)

Birincisi internet var artık ne gerek kütüphaneye ya da internet var artık kimse kütüphaneye gitmiyor türü sağlıksız düşüncelerden vazgeçelim. Bu ülke gerektiği gibi yeterli halk kütüphanelerine asla sahip olamadı o yüzden bugün kütüphanelerimiz bu haldeler yoksa dünyanın en büyük internet kullancısı Amerika'da halk hala akın akın kütüphneye gidebiliyor. Demek ki sebep internet değil. Asıl sebep kütüphanelerimizin bütçesinin, personelinin, bina alt yapısının, koleksiyonunun yetersiz olmasıdır. Hatta ve hatta gün geçtikçe birer birer kapanan hizmet pazarlaması yapacak alt yapıya sahip olmayan hatta geçtim pazarlamayı bir odadan ibaret ısıtması soba ile olan kitap kolilerinden arkada kütüphanecinin görünmediği elverişsiz kütüphanelerle hakımız bir kütüphane kültürü zaten edinemediki.

Kütüphanesini sevmeyen kütüphane kültürü olmayan halk zaten kütüphaneye gitmez ister internet olsun ister olmasın.

1 Aralık 2009 Salı

"Türkiye Kütüphane Fakiri Bir Ülke"

http://www.haberler.com/harvard-da-13-milyon-bogazici-nde-375-bin-kitap-haberi/

Aslında habere dair söylenebilecek çok fazla bir şey yok...Acı ama gerçek bu. On bin Türk'ten sadece biri okuyor ve zaten sayıları yetersiz ve çok az olan kütüphanelerimizde kaderlerine terk edilmiş kelimenin tam anlamıyla unutulmuş durumdalar...Acilen bir şeyler yapılmazsa çocuklarımız kütüphane nediri asla öğrenemeyecek. Zaten artık kütüphaneye gerek yok diyen bir kitlede neden dünyanın teknolojisini üreten en gelişmiş ülkelerde bu denli çok kütüphane olduğuna akıl erdiremeden yaşamaya devam edecek...

20 Kasım 2009 Cuma

KütüphaneSever Kitap Kulüplerine katılmak ister misiniz?

Popüler ve çok satan kitap kültürünün her geçen gün daha da yaygınlaşması değerli klasik yazarların günden güne tozlu raflarda unutulmasına sebep olmakta ve genelde benzer kitaplar okuyan, herkesin okuduğunu okumaya meyilli ancak kendi kitap kültürünü(zevkini) değişik yazarlar deneyerek oluşturma fırsatı yakalayamamış gençlerimizin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. İşte bu yüzden ülkemizin çok değerli klasik yazarlarını okumak ve tartışmak için Kütüphaneleri Seviyorum Kitap kulübü kurulmuştur.

Kulübümüzde, klasik Türk yazarlarından yine kulüp üyeleri ile beraber araştırıp seçtiğimiz toplam altı kitabı, altı ayda okuyacak ve her ayın son haftasında Cumartesi günü bir araya gelip o ay okuduğumuz kitabı tartışacağız. Dostluğumuzu pekiştirecek, yeni arkadaşlıklar kuracak, İstanbul’da yeni mekanlar tanıyacak ve klasik Türk yazarlarının gözünden kendi ülkemizin kahramanlarını keşfedeceğiz.Kendi insanımıza, kendi kültürümüze kısacası kendimize dönüp bakma fırsatı bulacağız.

Kulübümüzde çok fazla entelektüel olma kaygımız yok, çok bilen ya da az bilen yok hiçbirimiz edebiyat eleştirmeni değiliz bizler sade vatandaşlarız. Bir kitabı okurken sevdiklerimiz sevmediklerimizle dürüstçe tartışacağız. Sevmediğimiz ama herkesin sevdiği bir kitabı beğenmek zorunda değiliz, herkes okuyor diye bir kitabı okumak zorunda da değiliz, bizler kişisel okuma kültürünün bir kitabı çok satıyor ya da satmıyor diye ayırmakla oluşturulamayacağının bilincindeyiz. Neysek ne düşündüysek ne hissettiysek sadece onlar olacak ve bunu yaşarken öğreneceğiz.

Her ayın sonunda yapacağımız buluşmalarda okuduğumuz kitabı tartışmayı bitirdikten sonra gelecek ay ne okuyacağımıza hep beraber karar vereceğiz.

Kulübümüzün diğer kitap kulüplerinden en temel farkı ise bizlerin okuyacağımız kitapları İstanbul’un evimize en yakın kütüphanelerinden ödünç alacak oluşumuzdur. Bizler hem bu kulüp kitaplarına ücretsiz erişmenin, hem kütüphane üyesi olmanın, kütüphaneye gitme alışkanlığı gelişttirmenin tam zamanıdır diye düşünüyoruz.

Kütüphaneleri seviyorum girişiminin bir etkinliği olarak ortaya çıkan KütüphaneSever Kitap Kulüpleri şimdilik Ankara ve İstanbul'da mevcuttur. Katılmak isteyenler web sayfamızdan, Facebook grubumuzdan ya da mail yoluyla bizelere ulaşabilirler...

http://www.kutuphaneleriseviyorum.org/

http://www.facebook.com/find-friends/?expand=pymk&ref=hpb#/group.php?gid=192068199511

http://www.facebook.com/groups.php?id=576533561#/event.php?eid=185518605364&index=1

6 Kasım 2009 Cuma

Neden okumuyoruz?

Konuyla ilgili güzel bir yazı...

Neden okumuyoruz?

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1158641&AuthorID=67&Date=06.11.2009&ver=26

Çünkü eğitim sistemimiz okumaya teşvik etmiyor.
Çünkü evlerinde okuyan anne babalar görerek yetişen çocuklar çok az.
Çünkü okullarımızda okul kütüphanesi yok.
Çünkü okumak düşünmek, araştırmak, tartışmak, yazmaktansa test çözmeye alıştıktan sonra kitap satın almak yerine ayakkabı modellerine bakmak daha kolay.
Çünkü yeteri kadar halk kütüphanesi yok.
Çünkü yeteri kadar kitapçı yok.
Çünkü yeteri kadar ne yetişkinlerini ne de gençlerini okumaya teşvik eden bir sistem bizim ülkemizde yok…

Onun yerine kütüphanecisiz, neredeyse kitapsız, bütçesiz ve evlerimize uzak halk kütüphanelerimiz, okullarımızda okul kütüphanesinin sadece tabelası var olup kendisi ortada yokken, bir zamanlar bol kitapçıları olan caddelerimizde artık devasa alışveriş mağazalarımız, yeni kurulan yaşam merkezi olarak satılan sitelerimizde her türlü ayrıntı düşünülüp unutulan tek unsurun kütüphane olduğu bir yaşam tarzımız var.

Neden mi okumuyoruz? Asıl okuyanlar nasıl okudu ona şaşırmak daha sağlıklı olacaktır. Oysa gerçekte okumak kötü değildir, okuyan insan anormalde değildir, sıkıcı ise hiç değildir hele hele kütüphaneler kasvetli, kuş uçmaz kervan geçmez ve suratsız kütüphane memurlarından mürekkep mekanlar hiç hiç değildir.

Bu ülkede okullarımızın istisnasız hepsinde birer okul kütüphanesi olduğu, yetişkinlerin iş çıkışı gidip ödünç kitap alabileceği o saatlerde hala açık halk kütüphaneleri var olmaya başladığı gün neden okumuyoruz yerine okunanlar tartışılmaya başlanabilecektir.

Birkaç soru da ben sormak istiyorum.

Neden kütüphanelerimize (her geçen gün sayıları azalan) halk kütüphanelerimize sahip çıkmıyoruz?

Neden evimize en yakın halk kütüphanesine gidip üye olmuyoruz?

Neden kütüphanelerden hakkımız olan hizmeti talep etmiyoruz?

Neden onları tanımak için onlara bir şans vermiyoruz?

26 Ekim 2009 Pazartesi

Burası bir okul kütüphanesi değil bir halk kütüphanesidir ve bu yüzden halka hizmet vermesi gerekmektedir...

Giresun'a bağlı Tirebolu ilçesi Halk Kütüphanesi`nde 20 adet internet bağlantılı bilgisayar ve yaklaşık 9 bin 500 civarında kitap mevcut olmasına rağmen bu kaynaklar öğrenciler tarafından yeterli ilgiyi görmüyormuş ve kütüphanecinin(kütüphane görevlisi denmiş haberde) dediğine göre kütüphaneye bir günde aşağı yukarı 70 - 80 öğrenci geliyormuş.

http://tumgazeteler.com/?a=5638318

Hep yazıyorum bir daha yazacağım artık halkın yararı için halk kütüphanelerine okul kütüphanesi muamelesi yapmaktan vazgeçin zira halk kütüphanesinin en temel görevi öğrencilere hizmet vermek değildir. Bir halk kütüphanesi yedinden yetmişe herkese hizmet vermekle kısacası halka hizmet vermekle yükümlüdür. Sadece öğrencileri hedefleyen bir halk kütüphanesi halkı kucaklamayı başaramaz oysa halk kütüphanesinin görevi öğrencilere ödev yaptırmak değil halka hizmet sunmaktır. Halk kütüphanesi kahvede oturan yaşlıları, ev hanımlarını, memurları, öğrencileri, çocukları, gençleri kucaklamayı başardığı gün gerçek bir halk kütüphanesi olabilecektir. Bunun sağlanabilmesi içinde okullara okul kütüphanesi halka halk kütüphanesi gerekir. Ayrıca kütüphane halka yönelik tanıtım ve etkinlik düzenlemelidir. Kütüphane kullanmak sizin yararınıza demek çözüm değildir.

Neden kütüphaneye gitmiyoruz?

Türkiye`de kütüphaneye gitme alışkanlığı üzerine yazılmış güzel bir yazı. Sadece kütüphane görevlisi yerine kütüphaneci demek daha doğru bir yaklaşım olurdu...

http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=93345

19 Ekim 2009 Pazartesi

"Bartın'da "Okumuyoruz" Kampanyası"

http://www.haberciniz.biz/haber/bartinda-quotokumuyoruzquot-kampanyasi-bartin--711232.html

İnanamıyorum bir okuma kampanyasında halkın düzenli kitap okumasında en büyük role sahip halk kütüphanelerinin adı bile geçmiyor. Halka kitap okuma alışkanlığı kazandırmada en etkili yer olan halk kütüphanesi böylesi bir projede bile akla gelmiyorsa o zaman düzenlenen kampanyaların ne derece sağlıklı oluşturulduğu bir daha düşünülmelidir.

Bir gün elinize sokakta bir kitap verilmesi mi yoksa sürekli gidebileceğiniz ferah, aydınlık ve güleryüzlü hizmet sunulan bir halk kütüphanesindeki binlerce kitap mı okuma alışkanlığınızı geliştirir? Yorulunca kafesinde bir çay içebildiğiniz, müzik dinleyip, dvd izleyebildiğiniz bir halk kütüphanesine gitmez miydiniz? Haftasonu çocuğunuzu alıp kütüphaneye gitmek ve onu masal saatinde arkadaşlarıyla bırakıp bir arkadaşınızla kütüphanede kendiniz için kitap seçebilmek, çocuğum şimdi ne yapıyor diye endişelenmeden onun eğlendiğinden emin olarak kendinizi kitabınıza verebilmek gerçekten güzel olmaz mıydı? Bir halk klütüphanesine gidip tüm bu hizmetleri ücretsiz almak mı sizi daha mutlu ederdi yoksa sokakta size bir adet kitap verilmesi mi?

Kitap okumaya teşvik kampanyalarında bile kütüphanelerin unutulduğu bir ülkede neden kitap okuma alışkanlığı çok fazla değil anlamak zor olmasa gerek...

Carnegie ve Kütüphaneleri

New York Halk Kütüphanesinde düzenlenen törende Carnegie Hayırseverlik Madalyası Koç ailesine verilmiş.

http://tumgazeteler.com/?a=5624761

Bizim ülkemizdende bir Carnegie çıkar mı? Ülkesini devasa halk kütüphaneleri ile donatıp eski yıkık dökük ve tek odalı halk kütüphanelerinden sonra gerçek bir kütüphane mimarisi ve hizmetleri neye benzer halkının görmesini sağlar mı?

Carnegie gibi biri daha yeryüzüne gelir mi?

14 Ekim 2009 Çarşamba

"Evinde halka açık özel bir kütüphane kurdu"

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özbalcı, 50 yıldır biriktirdiği yaklaşık 5 bin kitaptan isteyenlerin faydalanabilmesi için evinin bir katını özel kütüphane haline getirmiş.

http://tumgazeteler.com/?a=5615719

İlginç bir çalışma. Elbet ülkemizde özel kütüphane ya da işadamları, akademisyenler ve her türlü hayırsever tarafından açılan, yaptırılan kütüphane sayısının artmasına çok ihtiyaç var. Ve yine tüm kalbimle bu kütüphaneleri açmakla yetinmeyip mutlak kütüphaneci çalışmasını sağlamalarını diliyorum. Bu tür güzel örneklerin sayısının artması iyi olacaktır.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Sizce insanlar kitap okumak ya da bilgi hizmeti almak için nereye gitmeli?

Kütüphaneye mi yoksa kahvehaneye mi?

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=901811&title=kahvehaner-kutuphane-oluyor
http://tumgazeteler.com/?a=5609645

Evet bildiniz her zamanki gibi bir gazete bir kahvehane ile ilgili haber yaparken başlık olarak " Kahvehane, kütüphane oluyor"yazma ihtiyacı hissetmiş. Bu başlıktan anlaşıldığı kadarıyla ülkemde kütüphane ve kahvehane arasındaki fark yeterince anlaşılmıyor. Dahası kütüphane konusunda bir fikir yok ya da yanlış biliniyor hadi yanlış olmasa bile eksik.

Birincisi her kitap olan ya da rafa bir kaç kitap konulan yer kütüphane işlevi göremez. Olsa olsa o evlerdeki kanepeye verilen isim kadar kütüphane işlevi görebilir. :)

Kütüphanede sadece kitap okunmaz aynı zamanda araştırma yapılır. Bu araştırmalarda kitaplardan, veritabanlarından, internetten, dergilerden, görsel-işitsel materyallerden(dvd, vcd vb tür) ya da gri yayınlardan burada sayamadığımız daha bir çok kaynak türünden yararlanılır.
Kısacası kütüphane size sorununuzu çözmek için ihtiyaç duyduğunuz bilgiyi sağlayan kurumdur.

Kütüphanelerde bu iş için eğitilmiş uzman kütüphaneciler olur ve bunların tek görevi sadece kitabı alıp size getirmek değildir kütüphanecilik hizmetleri planlamaktır ve bir kütüphanenin tek hizmetide ödünç kitap vermek değildir.

Kütüphaneler türlere ayrılır ve her kütüphane türü kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda hizmet verir ve dermelerini(koleksiyonlarını) onların ihtiyaçları doğrultusunda oluşturur. (Çocuk, halk, araştırma, üniversite ve okul kütüphanesi gibi)

Her gittiğiniz kütüphane size ölüm sessizliğinde bir mekan sağlamak zorunda değildir. Bazı kütüphanelerde müzik olabilir, bazısında konuşmak serbest olabilir, kimisinde grup çalışması yapılabilir. Bu da yine kütüphanenin hizmet anlayışı ile ilgilidir. Bu durumda kütüphane eşittir sessiz ortam demekte değildir.

Yani bir kütüphanede müzik dinliyebilir,film izleyebilir, gazete okuyabilir, kitap ödünç alabilir, araştırma yapabilir, interneti kullanabilir, oyun oynayabilir, kursa gidebilir, toplantı yapabilir, çocuğunuzla gidebilir ona kitap okuyabilir ya da onu masal saatine götürmek ve benzeri türü faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

Şimdi sormak istiyorum kütüphane gibi bir kavramın ne suçu vardırda ha bire kahvehane gibi bir yerle kıyaslama ihtiyacı hissedilmektedir? İkisinin uzaktan yakından bir alakası yoktur.
O zaman çekinmeyelim bir kahvehaneye bir ecza dolabı koyup kahvehaneler hastane oluyor diyelim. Bir köşeye bir öğretmen oturtup kahvehaneler okul oluyor diyelim. Nasıl olur? Hoş olmaz mı? :))

Lütfen biraz daha dikkat. Ülkemizde zaten yaygın ve ideal bir kütüphane anlayışı yaratılamamışken bu tür haberlerle kütüphane kavramına zarar vermenin kime ne gibi bir yararı olacaktır? Bunu demekle ne o kahvehane kütüphane olacaktır ne de bir kütüphane hizmeti verebilecektir. Ancak halkın gözünde kütüphane imajı bir odada bir kaç kitap olur düşüncesiyle sınırlandırılacak ya da o anlayış gereksiz yere desteklenecektir.

Tüm mesele...

Eskişehir İl Halk Kütüphanesi ve okuma oranları hakkında bir haber.

http://www.stargazete.com/dunya/kadinlar-ask-erkekler-maceraya-merakli-haber-218456.htm

Yani aslında tüm mesele halk kütüphanelerine yeterli yatırımın yapılmıyor olmasıdır yoksa halk kütüphaneyede gider, kitapta okur yeterki gidecek kütüphaneleri, okuyacak yeni kitapları ve onlara güleryüzle profesyonel hizmet sunabilecek uzman kütüphanecileri olsun...

Aslında olay bu kadar basit...

1 Ekim 2009 Perşembe

"Gaziantep Dijital Kütüphanesi, destek bekliyor"

Ülkemde destek bekleyen bir dijital kütüphane örneği de gördüm ya artık ne desem boş :)

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=896542

25 Eylül 2009 Cuma

Adam olmayız kitap okumadıkça yoksa biz adam olmayız değil...

Ülkemizde kitap okunmuyor ve hatta kitaba ihtiyaç duyulmuyor olmasının nedenlerini irdeleyen güzel bir yazı. Günümüzde bireyler giderek reklam, pazarlama ve satış bombardımanı sonucu ortaya çıkmış tüketim alışkanlıklarında kayboluyorlar. Tükettiklerimizin içinde aklımıza yatırım yapmayı unutuyoruz. Kitap okumak gibi gayet temel ve insani bir ihtiyacı görmezden geliyoruz. Genç neslin son model cep telefonuna para verirken hiç çekinmeyip daha bir diğeri eskimeden yeni çıkan modeli hiç düşünmeden alması ama tanesi 15 tl olan bir kitabı pahalı bulup satın alıp okumayı düşünmemesi ne acıdır. Kimse kütüphaneye gitmeyi ve bedava kitap ödünç almayıda hatırlamaz elbet. Çünkü zaten öyle bir ihtiyaç hissedilmiyor çünkü bir Türk 10 yılda 1 kitap okuyor ama günde beş saat televizyon izliyor. Yani giderek düşünmek,araştırmak ve öğrenmek gibi insani ihtiyaçlarımızın yerini satın almak, en son model cep telefonunu kullanmak, gelirimiz ne olursa olsun marka bağımlısı olmak gibi insani olmayan sadece tüketime yönelik ve zeka geliştirmekten uzak faaliyetlerin almaya başlaması üzücü ve düşündürücü.

Ve on yılda bir kitap okunan ülkemde elbette kütüp ha! ne? denmesi kaçınılmazdır...

http://www.timeturk.com/Adam-olmay%C4%B1z-kitap-okumad%C4%B1k%C3%A7a_91868-haberi.html

14 Eylül 2009 Pazartesi

Okul kütüphanesi değil adı üstünde halk kütüphanesi...

Erzurum'da il halk kütüphanesi ve ilçe halk kütüphaneleri yaz dönemi tadilattan geçirilip okulların açılmasıyla beraber öğrencilerin yararlanması için hazır hale getirilmiş.

http://www.erzurumgazetesi.com.tr/default.asp?page=haber&id=32218

Halk kütüphanesi,ırk, dil, din, yaş ve cinsiyet ayırmadan halkın geneline hizmet verir. Halk kütüphanesi sadece ödev yapma mekanı değildir, halk kütüphanesi haftasonuda açıktır, halk kütüphanesi ders çalışma salonu değildir, halk kütüphanesi bir tek kitap okuma mekanı değildir, halk kütüphanesi halkındır sadece öğrencilerin ve okulların değildir. Okulların açılmasıyla faaliyete geçmesi gereken kütüphane türü okul kütüphanesidir ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yer almalıdır. Bu yüzden bu halk kütüphaneleri okullar açılınca kullanıcı sayısının arttığını düşünüp, okullar kapanınca kapılarını halka kapatıp tadilat yaptırdığı böylece ağırlıklı olarak öğrenciye kucak açmaktan kurtulmadığı sürece asla gerçek bir halk kütüphanesi olamayacak, okulların içinde bulunmayan ve nedense açılması gerekli görülmeyen okul kütüphaneleri yerine okul kütüphanesi olarak hizmet vermeye devam edecektir.

Okullara okul kütüphanesi, halka ise halk kütüphanesi gerekir.İster hoşa gitsin ister gitmesin ancak gerçek budur. Biri diğerinin yerinide tutamaz. İkisininde hizmetleri ve içerikleri kısacası işlevleri çok farklıdır.

8 Eylül 2009 Salı

Ülkemizde düzenli kitap okuma becerisi olan bireylere nadir rastlanma sebepleri....

"Şimdi kitap okuma alışkanlığı zamanı" adlı yazı 8 Eylül dünya okuma-yazma (okuryazarlık) günü hakkında haber yapmak amacıyla kaleme alınmış. Aslında yazıda çocuklara okuma alışkanlığının kazandırılması için yapılması gerekenler anlatılmak istenmiş ancak anlatılanların bir çoğu tam olarak bu ülkede okuryazarlık seviyesinin bu derece düşük olmasına sebep olan ya doğru olarak bilinen yanlışlar ya da eksik bilinen gerçeklerdir...

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=61303

Yazının ilk alt başlığında söylendiği gibi çocuğa kitap okuma alışkanlığını sadece öğretmen kazandırmaz. Ancak aile, öğretmen ve kütüphaneci kazandırabilir. Bu üç unsurun olması çok önemlidir. Tek bir tanesinin olması yeterli değildir bu üçünün mutlak ortak çalışması gerekir.

Sanılanın aksine sınıf kitaplıkları gerçek bir çözüm değildir. Bir okul kütüphanesi yani gerçek uzman kütüphanecileri barındıran profesyonel bir okul kütüphanesi zaruridir. Sınıftaki iki üç kitapla, hadi gelin hep beraber okuyalım demekle bu iş olmaz.

Yazıda bahsedildiği ya da halk arasında sanıldığı gibi çocuğun odasındaki kitap raflarına kütüphane denmez kitaplık denir. Çocuğun odasında bulunan kitaplık yalnızca okuma alışkanlığı edinmiş öğrenciler için bir anlam ifade eder yani tek başına kitaplığa kitapları yığmanız çok bir şey ifade etmez. Hala aile, öğretmen ve kütüphaneci işbirliği zorunludur. Ancak öğrencinin yaşı ilerledikçe kitaplar konusunda öğrenci daha ağırlıklı olarak kütüphane ve kütüphaneciyle iletişim halinde olacaktır. Çünkü kitap okuma alışkanlığı yazıkki bizim ülkemizdeki bilinen yanlışın aksine kütüphane kullanma alışkanlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Yani kütüphaneye gitmeyen bireylerin düzenli kitap okuma alışkanlığı edinmesi daha zordur. Oysa kütüphaneye düzenli giden öğrenci kitap okuma alışkanlığı geliştirmede daha başarılı olacaktır. İşte tam olarak bu yüzden halkımızın 1000 kişisinden sadece 1 kişisi kitap okumaktadır.

Çocuklara kütüphaneler anlatılırken orada kimseyi rahatsız etmeyelim, sessiz olalım denmez. Çocuklara kütüphaneden yararlanmak bu şekilde öğretilemez. Sessiz ve sıkıcı, başkalarını rahatsız etmeyeyim derken rahat edemediği ve içinde neden ölü gibi sessiz durmak zorunda olduğunu anlayamadığı üstüne üstlük sürekli kitapları dağıtmaması öğütlenen bir çocuk kütüphanede ne yapsın? Nasıl okumaya ve kütüphaneyi sevmeye alışsın? Bunlar ne biçim önerilerdir?

Kitaplar sadece sessiz öğretmenler değildir. Kitaplar çocuklara sürekli bir şeyler öğreten sadece didaktik kaygılarla oluşturulmıuş nesneler değildir. Çocuk kitaplarla eğlenir, öğrenir, gerektiğinde vakit öldürür, neşelenir, güler, ağlar, resimlerine bakar, banyo eder, sarılır uyur, dinler...İster basılı kitap olsun, ister elektronik kitap olsun, isterse sesli kitap olsun onu yaşamının iyi, kötü, acı, tatlı bir parçası yapar. Bir şeyin hayatımızın parçası olması içinde, onu kutsallaştırmayıp sadece hayatımızın yani günlük yaşantımızın dokunulabilir bir unsuru haline getirmek gereklidir.

Ülkem insanlarının neden okumayı sevmediğini, neden kütüphaneye gitmediğini, neden öğretmen dendiğinde sadece koşarak el öptüğünü bu tür yazıları okudukça çok daha iyi anlıyorum. Okuyazar insanlarımızın artması için bu gereksiz abartmaları, kutsallığı bir kenara bırakıp aile, öğretmen ve uzman kütüphaneciler el ele verelim. Kapatılan kütüphanelerimize sahip çıkalım. Çocuklarımıza gerçek kütüphane görme şansı tanıyalım. Onların elinden tutup öğretmen ve veliler olarak bir kütüphaneye gidip hep beraber birer kitap ödünç alalım. Hepimizin bir kütüphane kültürü olsun. Odamızdaki az biraz kitapla, sınıftaki az biraz kitapla, ders başlamadan evvel on dakika kitap okutmakla bu iş gerçekleşmeyecektir...

Çocuğunuzun okulunda bu işi sağlıklı bir şekilde öğrenmesini istiyorsanız. O okulda bir kütüphane ve uzman kütüphaneci olmasına dikkat edin. Bununla da yetinmeyip mahallenizdeki halk kütüphanesine çocuğunuzu elinden tutup mutlaka götürün hem kendiniz hem de çocuğunuz kütüphane kullanıcısı olsun...

Anlamlı bir hediye: Bir halk kütüphanesi...

Divriliği iş adamı Duran Önder doğup büyüdüğü memleketine bir halk kütüphanesi yaptırarak katkıda bulunma yöntemini tercih etmiş. Valilik aracılığıyla Kültür Bakanlığına bağlanmak üzere yapılacak kütüphane için protokol imzalanmış. Kütüphaneye iş adamının babasının adı verilecekmiş.

http://www.emlakkulisi.com/22161_divrigili_is_adaminin_yaptiracagi_halk_kutuphanesi_icin_sivas_valiligi_nde_protokol_imzalandi

İnsanın doğup büyüdüğü ilçeye bundan daha güzel bir hediye verebileceğini düşünemiyorum. Umarım bu anlamlı çabanın amacına ulaşması için yeterli kütüphaneci ataması ve benzeri tür gerekli unsurlarda tamamlanır ve kütüphane ideal bir halk kütüphanesi olarak hizmete başlar. Dileğim hayırseverlerin sadece okul inşa ettirmeyip daha fazla sayıda bu şekilde halk kütüphanesi inşa edip bağışlayarak ülkemizin kütüphane sayısının(doğal olarak okuryazar sayının) artmasına destek olmalarıdır.

4 Eylül 2009 Cuma

Bir hastane kütüphanesi ve ülkem gerçekleri...

Denizli Devlet Hastanesinde çalışanların ve hastaların yararlanması için kurulan kütüphaneye kitap bağış kampanyası sayesinde 1200 kitap bağışlandığını anlatan bir haberdir.

http://www.denizlihaber.com/?page=haberdetay&haberid=5695&kategoriid=5

Bir hastanenin kütüphane kurmasından daha doğal bir şey olamaz(hatta bir kütüphaneci olarak fikrim tüm hastanelere gerekli olduğu yönündedir) buradaki fevkaladelik nerede anlayamadım. Ayrıca kampanyanın başında bir kütüphaneci olsa ve sadece bağışlara bel bağlanmasa sonuç çok daha sağlıklı olacaktır. İçinde işleteni olmayan bir kütüphane işe yaramayacağı gibi ne diyoruz taşıma suyla değirmen dönmez diyoruz. Hastane yönetimi bu iyi niyetli projesinde çalışanlarına ve özellikle hastalarına daha ideal bir hizmet vermek istiyorsa bağış kampanyasını hedef olarak değil minik bir destek olarak kabul edip, hastane kütüphanesini bütçesiyle, mekanıyla, rafından, bilgisayarına, internetine ve en önemliside uzman kütüphanecisine kadar herşeyi düşünüp hazırlamalıdır.

Kütüphane kurmak sadece bağış kampanyası ile yapılıyor olabilseydi dünyanın en çok kitap bağış kampanyası düzenlenen ülkesi olarak etrafımızın kütüphaneden geçilmiyor olması gerekirdi. Ama gerçek böyle değil. Okumak konusunda Afrika ülkelerinin bir çoğundan geri olduğumuz gibi ne yazıkki kütüphane sayısıda en az ülkelerden biriyizdir. Bunun gelecek nesillerimizin kaderi olmaması dileğiyle...

2 Eylül 2009 Çarşamba

"Üniversite kütüphaneleri halka açılıyor" peki halk kütüphaneleri neden hala ısrarla bir kenarda unutuluyor?

"Üniversite kütüphaneleri halka açılıyor"
Devlet üniversiteleri ile Bakanlığa bağlı il halk kütüphaneleri arasında iş birliği çalışmaları başlatılacakmış. Buna göre imkanları sınırlı halk kütüphanelerinin kullanıcıları artık bulundukları ildeki imkanları daha zengin olan devlet üniversitesi kütüphanesinden yararlanabilecekmiş.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5492402

İlk okunduğunda ne güzel artık insanların daha fazla kütüphane kullanma imkanı olacak duygusunu yaratan bu haber bence çok büyük bir riski ve acı bir gerçekliğide ifade ediyor. Bu ülkede halk kütüphanelerine yeterince yatırım yapılmıyor ve bu haberden anladığımıza göre Bakanlık yatırım yapmayı değil insanları başka kütüphanelere yönlendirmeyi tercih ediyor. Ancak bilinen bir gerçek vardır ki halk kütüphanesinin kaynak içeriği farklı üniversite kütüphanelerinin ki çok farklıdır. Ünversite kütüphanesi halkın genelinin ihtiyacı olan kaynaklara değil ağırlıklı olarak bünyesindeki bölümlerin ihtiyaç duyduğu kaynaklara yer verir. Yani bir kütüphanenin kapısı herkese açık olsa dahi içeriği halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değilse bu pekte bir anlam ifade etmez. Yediden yetmişe herkese hizmet vermek için kurulmuş ve sadece varolduğu bölge halkını hedefleyen tek kütüphane türüde halk kütüphanesidir. İşte bu yüzden bakanlık halk kütüphanelerine gerekli yatırımı yapmak zorundadır. Bu devletin halkına karşı sorumluluğudur...

1 Eylül 2009 Salı

Elbette kütüphane değil sadece içinde bir kaç adet kitap bulunan bir kahvehane...

"Kütüphane değil kahvehane" başlıklı habere bakıyoruz. Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki Seçköy'de 25 yıldır hizmet veren kahvehanede, vatandaşlar günlerini oyun oynarak değil, kitap okuyarak geçiriyormuş. Buyrun haberin tamamını okuyalım.
http://www.bursahakimiyet.com.tr/HaberDetay.aspx?hid=25872&ypid=1

Sizinde dikkatinizi çekmiştir çekmedi ise ben derhal vurgulamak isterim tütün yasağının etkisini bu kahvehanemiz "KÜTÜPHANE HİZMETİ VEREREK" hafifletiyor, dahası bu hizmeti vererek müşteri çekmeye çalışıyormuş. Ne güzel değil mi efendim. O zaman benimde bir önerim olacak bu günden sonra kütüphaneler kahvehanelere çevrilsin kütüphanecilik mesleğini icra etmek için lisans eğitimi alan hatta bir çoğu bununla yetinmeyip, yüksek lisans ve doktora düzeyinde bu mesleğe kendini vakfeden hatta ve hatta bir ömür dünyada bu alanda neler oluyor diye makale okuyup kullanıcılarına en yeni hizmet türlerini sunmayı hedefleyen biz kütüphaneciler bu günden sonra bu tür gereksiz ayrıntılarla uğraşmayı bırakıp bir kahvehanede çaycı yamağı olarak çekirdekten yetişelim. Eğitimimiz bitipte kütüphanede hizmet vermeye başlayınca bol bol çay dağıtalım, küllükleri şöyle bir peçeteyle silip yıkamadan geri koyalım, omzumuzda peşkir rafların arasından çay servisine devam edelim. Kütüphanenin duvarlarını bilimum futbol camiasının poster ve gazete küpürleriyle donatalım alın size afiş ve gazete arşivi hizmeti ne kadar pratik değil mi? Olmadı değil mi bir kütüphane kahvehaneye benzeyince olmuyor o zaman bir kahvehaneyi kütüphane ile kıyaslayan bu zihniyeti anlamıyorum. Kütüphane hizmeti demek bir kaç masaya ve rafa kitap koymak değildir. Elbet haberde bahsi geçen kahvehane sahibi kendince güzel bir iş yapmış halka değişik bir şeyler sunma yolunu seçmiştir ancak bu yaptıkları bir kütüphane hizmeti olmadığı gibi bir kahvehanenin küttüphane hizmeti sunabilmeside imkansızdır. Çünkü bir kütüphanenin sundukları, kitap okunacak masa ve sandalye, bir iki gazete ile kitap değildir. Lütfen artık kahvehaneler kütüphaneye dönüyor, artık kahvehaneler kütüphane işlevi görecek, artık kahvehanelerde kütüphane gibi oldu türü haberleri yapmayı bırakın ve gerçeği yani bir kahvehanede sadece bir kaç kitap olduğu gerçeğini yazın.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir okula kütüphane kurmak!

Ankara Atılım Üniversitesi bünyesinde bulunan Atılımcı Hukukçular Kulübü yöneticileri, Keskin’de bulunan Cumhuriyet İlköğretim Okuluna kütüphane kurma kararı almışlar.

Hukukçular kütüphane kuruyor

http://www.ilgazetesi.com.tr/2009/08/31/hukukcular-kutuphane-kuruyor/

Bir ilköğretim okuluna kütüphane kurmak eğitimin temel bir gerekliliği olduğundan elbette Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğundadır. Bu tür gönüllü organizasyonlar olsa olsa varolan kütüphane ve kütüphaneciyi desteklemek adına yapılabilir ancak bu tür haberlerden anladığımız kadarıyla bizim ülkemizde kütüphane kurmak vatandaşa düşmekte, kurulan kütüphaneye ise bakanlığın bir kütüphaneci atadığı hiç duyulmamaktadır. Bu yüzden olsa gerek devlet okullarının çoğunluğunda ne kütüphane ne de kütüphanecilere rastlanılmayışı.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Gelecek dijital kütüphanelerin...

IFLA için Milano'da buluşan 4 bin kütüphaneciye seslenen IFLA başkanı "Dünya kütüphanelerinin geleceği dijital kütüphanelerde. Bu yönde Paris Ulusal Kitaplığı ya da Floransa Kütüphanesi’nin Google’la işbirliği yapması sakıncalı değil. Dijitalleşme yüksek bütçe gerektiren bir süreç. Telif haklarının, özellikle yeni yapıtların güvence altına alınması çok önemli, ayrıca tüm okurların erişebileceği, kamu kütüphanesi işlevini korumalı dijital kütüphaneler" demiş. Buyrun haberin devamını okuyun.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=78466&kn=12

Benim yazıda özellikle dikkatimi çeken nokta kütüphane mimarisinin öneminin vurgulanması, ferah ve aydınlık kütüphanelerin kullanıcıları çeken en önemli unsurlardan biri olduğunun belirtilmesidir. Oysa bizim ülkemizde hala bir okul inşa edilirken kütüphane düşünülmez sonradan sınıflardan biri bozulup kütüphaneye çevrilir. Tek odadan ya da geniş bir salondan ibaret halk kütüphanelerimiz hem yetişkinlere hem de çocuklara aynı odada hizmet verir. Uzun lafın kısası hala ülkemiz mimarları bir kütüphane mimarisi kavramından(anlayışından) çok uzaktırlar.

Geçtim dijitalinden mimari olarak aydınlık, ferah ve kullanıcı çeken ideal bir halk kütüphanesi hizmetlerini sunabilen kaç tane halk kütüphanemiz var o bile belli değil.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir Kütüphane Neden Ölüm Sessizliğinde Olmak Zorundadır Anlamak Mümkün mü?

Sabah gazeteleri tararken il halk kütüphanelerinde en çok okunan yazar ve kitaplardan bahseden bu habere rastladım.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5459306

Ancak ben haberin içeriğinden ziyade bir cümlesine fena takıldım hemen paylaşıyorum efendim. "Kitap okumak için kütüphanenin sessiz raflarını tercih eden Türk okuru..." Ne denir bilmem ki ben bu Türk okuruyla tanışmak istiyorum zira bu Türk okuruna neden böyle yaptığını sorasım var ancak şu saate kadar kendilerine kalabalık bir şekilde rastlama şansım olmadı. Bunun yerine bir çok halk kütüphanesi hatta araştırma kütüphanesini hınca hınç dolduran ve bu kütüphaneleri ölüm sessizliğine mahkum eden bir kitleyle uzun yıllardır birlikteyim. Hayır bir kütüphaneci olarak değil gittiğim halk kütüphanelerinin sade bir kullanıcısı olarak onların bu zulmünden kaçamadığım gibi kütüphaneye gitmeyi benim içi kabusa çevirdikleri dönemler de olmuştur (bilhassa sınav dönemleri).

Bana göre iki çeşit kütüphane kullanıcısı vardır. Birinci grup kütüphane kullanıcılarıdır ki; bu grup insanı, çay içmekten tutun, araştırma yapmak, kitap okumak, internete bağlanmak, film seçmek ya da izlemek, veritabanlarını kulanmak, kütüphanede grup halinde kitap incelemesinde bulunmak için arkadaşlarıyla buluşmaya kadar her türlü aktivitesini kütüphanede gerçekleştiren, kütüphaneyi hayatının bir parçası haline getirmiş, her durumda ve şartta kütüphaneden yararlanan insanlardır. Bunlar bilinçli kullanıcıdır her yaptığı işte yolunun kütüphaneden geçmesini ister. Sosyaldir, mutludur, okur, konuşur, yazar, öğrenir,güler, ağlar...

İkinci grup ise kütüphaneye ağırlıklı olarak ders çalışmak için gelir ancak bu kitle ders çalışırken dikkati dağılmasın diye bir ölüm sessizliğine ihtiyaç duymaktadır. Kütüphanede yanlışlıkla biri aksıracak tıksıracak olsa bakışlarıyla döver, rahatsızlığını mutlak belirtir. Gürültü asla yapılamaz hatta kayıp düşen biri olsa düştüğü için bu kişiler tarafından azarlanabilir bile. Kütüphaneyi nefes alınmayacak derecede sessiz ve ciddi ve bir o kadar sıkıcı olmaya mahkum eden kullanıcı grubudur bunlar. Bunların bol olduğu yerde o kütüphanede verilen en ağırlıklı hizmet çalışma salonu olmak gerçek kütüphane hizmetlerinden kopmaya mahkum olmak demektir.

Anlaşıldığı üzere ben birinci grup kullanıcısı olduğumdan ikinci gruptakiler tarafından hiç sevilmem. :) Ve bir kütüphaneci olarak bundan da gurur duymak gibi bir özelliğim vardır. Özellikle bir halk kütüphanesi kullanıcısı olarak meşhur bir kitaplığımıza ne zaman gitsem içeride harıl harıl ders çalışan o kitle yüzünden rahatça ödünç kitap seçemem. Nefes almam, yürümem hatta kitapları karıştırma stilime kadar her konuda ters bakışlara maruz kalır ve ortamdaki tüm negatif elektriği üzerime çekerim. Rafın yanına yere otursam , üst raftaki kitabı almak için merdivene çıksam, ödünç bölümünde raflara bakarak bir tur atsam, aradığım kitabı rafta bulamadığım için var mıdır diye bilgisayarda kataloğa baksam klavye tuşlarına dokunuşuma kadar her konuda istenmeyen insan olduğumu hissederim. Oysa ben gerçek kullanıcıyımdır okumak için kitap alacak bu kitabı çevremdeki insanlara önerecek ve onlarında mümkünse kütüphaneye üye olmarını isteyeceğimdir. Ama diğer arkadaşlar belki kütüphaneye üye bile değildirler onlar sadece gelir kitaplarını açar ders çalışır sonra giderler. Kütüphaneyle gerçek bir alakaları yoktur. Ama sessiz yer olmak zorunda olduğunu düşündükleri için orada çalışır ben gibi nefes alarak kütüphaneyi kullanmak isteyen insanların nefes almasına izin vermezler. İşte bu yüzden haberde bahsi geçen bu Türk okuruna sormak istiyorum neden ders çalışmıyorsanız eğer bir kütüphanenin bomboş, ıssız ve ölüm sessizliğinde olmasını istersiniz sizce bir kütüphanenin size sunacakları sadece bunlar mıdır? Sessiz ve boş bir ortamda rafların arasında kitap okuyabilmek midir? Bu biraz kütüphanelere haksızlık olmuyor mu?

Assos Sivrice Feneri Denizcilik Kütüphanesi

İstanbul Barosu eski başkanı Yücel Sayman ve eşi Hacer Sayman Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nden on yıllığına kiraladıkları deniz fenerini deniz-denizcilik ve deniz fenerleri konulu bir ihtisas kütüphanesine dönüştürüyorlarmış.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12331189.asp?gid=233

http://kutuphanesever.blogspot.com/search/label/Sevil%20Sarp

Böylesi güzel bir mekanın böylesi anlamlı bir amaç için kütüphaneye dönüştürülüyor olması çok güzel.Haberde belirtilmemiş ancak herhalde bir ilktir bu uygulama hem denizcilik konusunda bir ihtisas kütüphanesi mevcut olsa bile bir deniz fenerinde açılıyor oluşu çokta anlamlı.

23 Ağustos 2009 Pazar

Bir halk kütüphanesinde kitapların sayısının artması ve yenilenmesi kullanıcı sayısını arttırır

İşte buna güzel bir örnek "Gaziantep Şahinbey İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Yüksel Polat, 2009 yılında okuyucu sayılarının arttığını belirtmiş ve "Alınan yeni kitaplar okuyucu sayımızın geçen yıla oranla yüzde 50 artmasını sağladı" demiş.

http://www.gaziantep.com/tr/gaziantephaberleri/2009/08/22/2602/sahinbey-halk-kutuphanesinin-2009-yilinda-okuyucu-sayilari-artti#tabs-remote-1

http://www.gaziantephaberler.com/detay.php?id=6277&kategori=1

Halk kütüphaneleri halkın kütüphaneleridir. Halka ücretsiz hizmet eden halk kütüphaneleri demek o halkın okuryazar oluşuna verilen önem demektir. Bugün ülkemizin halk kütüphanelerinin ne yazıkki bir çoğu kaderine terk edilmiş durumdadır. Kütüphanecilik hizmetleri yurtdışında ve ülkemizdeki bir çok kurumda çağın gereklerine ayak uydurmuşken yazıkki ülkemiz halk kütüphaneleri yalnız bırakılmışlardır. Halk kütüphanelerimizin dermelerinin yenilenmesine, kaynak çeşitlerinin arttırılmasına ve uzman personel sayısı kadar memur, hizmetli vb. personel sayısınında arttırılmasıyla beraber çok sağlam bir tanıtım ve pazarlama hizmetiyle desteklenmelerine ihtiyaç vardır. Bugün halkımızın yüzde kaçı bir halk kütüphanesinin yararlanma şartlarını ya da hizmetlerini bırakın yolunun nerede olduğunu biliyordur merak ediyorum?

Bu 1000 kişisinden sadece 1'i kitap okuyan ülkemizin cehalet gibi çok büyük bir yarasının kapatılması için zaruridir.

21 Ağustos 2009 Cuma

Diziden dolayı kütüphanede en çok okunan kitap Yaprak Dökümü imiş

Burdur İl Halk Kütüphanesinde bir televizyon kanalında yayınlanan dizi uyarlamasından sonra yılın en çok okunan kitabı Yaprak dökümü olmuş hatta bununla kalmamış Reşat Nuri Güntekin'in diğer eserlerininde çok okunmasına yol açmış.

http://www.burdurgazetesi.com/haberler.php?haber=7285

Dizi hakkında diyecek bir şeyim yok izlemedim bilemem ancak Türk edebiyatında daha nice bu tür değerler var ve eğer halkımız kendi edebiyatlarını doyasıya okuma fırsatı bulup lise yıllarında edebiyat derslerinde irdeleyebilseydiler, bu kitaplara okul ve halk kütüphanesinden kolayca erişebilme imkanına sahip olsaydılar bugün bir yetişkine kaç Türk yazarı tanıyor seviyor diye sorduğumuzda alacağımız yanıt sadece bugünün popüler çağdaş yazarlarıyla sınırlı kalmazdı.

Darısı Dudaktan kalbe, Aşk-ı memnu, Hanımın çiftliği kitaplarının başına demek istiyorum.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Çünkü bu ülkede yeterince modern halk kütüphanesi hizmeti talep eden bir kitle yok

Bilinçli bir kütüphane kullanıcısı olan bir vatandaşımızın "Ütopik kütüphane" adlı yazısının sonuç cümleleridir. "Neden Türkiye'de kocaaaaman, içinde güncel kitapların da bulunduğu, online hizmet veren bir halk kütüphanesi yok ki? Çok mu ütopik bir şey istiyorum?"

http://happyandfreckles.blogspot.com/2009/08/utopik-kutuphane.html

Sanırım bizim ülkemizde modern halk kütüphaneleri bu tür bir talebi olan insan sayısının artmasıyla daha kolay ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan bu tür örnekleri hiç görmeyen birinde de nasıl bir modern kütüphane anlayışı ve dahası hevesi dolayısıyla talebi yaratılabilecektir tarafımdan ciddi bir merak konusudur.

14 Ağustos 2009 Cuma

Ömre bedel "kullanıcılar"

Bir üniversite kütüphanesindeki kullanıcı tiplerini esprili bir dille anlatan ve beni kahkahalara boğarak okumamı sağlayan harika bir yazı. Yazan kişinin ellerine sağlık.

"Kütüphane tipolojisi"

http://fikirmahsulleriofisi.blogspot.com/2009/08/kutuphane-tipolojisi.html

30 Temmuz 2009 Perşembe

Bir Türk 10 Yılda 1 Kitap okumaya bedeldir...

"Türkler 10 Yılda 1 Kitap Okuyor
Araştırmalara Göre Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.
..................
Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya'da toplumun yüzde 14'ü, Amerika'da yüzde 12'si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor."

http://www.egitimgazetesi.com/news_detail.php?id=187172

İnsan şaşırmasa bile şok olmaktan alıkoyamıyor kendini.
"Türkiye okuyor" mu? Hangi kütüphanede okuyor öyleyse?

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Kapatılan kütüphane cenneti Türkiye'den bir örnek daha...

"FAKİR BAYKURT`UN MİRASI `ELİF NİNE KÜTÜPHANESİ` KADERİNE TERK EDİLDİ"

-Ünlü yazar Fakir Baykurt`un doğum yeri Akçaköy`deki müze evinde bulunan ve civar köylerden yüzlerce çocuğun yararlandığı `Elif Nine Kütüphanesi`, yılar önce kaderine terk edilmiş. Kütüphanede görevli memur AKP`nin iktidara gelmesiyle birlikte başka bir yere tayin edilmiş ve o günden bu yana da kütüphane kaderine yani kilitli bir halde tozlanmaya terk edilmiş.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5339441

http://www.haberciniz.biz/haber/fakir-baykurt-muze-evi-icin-soru-onergesi-burdur--677722.html

Türkiye mi okuyor? Kahvehaneler kütüphaneye mi dönüyor? Varolan kütüphaneler kütüphaneci başka yere atandığı için kapatılıyor. Türkiye okuyor mu? Nerede? Kahvede kötü kokular arasında mı? Modern kütüphaneler nerede bu ülkede ya kütüphaneciler nerede çalışır?
Yorum yok!!!

10 Temmuz 2009 Cuma

Milli Kütüphane Avrupa Birliği`ne girdi

Milli Kütüphane, Avrupa Birliği ülkelerinin oluşturduğu Avrupa Kütüphanesi`ne üye olmuş. Kütüphane, 48 ülkenin bilgi kaynağına tek bir ara yüzden 28 dilde erişim imkânı sağlıyormuş. Ayrıntılı bilgi için;

http://www.tumgazeteler.com/?a=5295445

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Kütüphane fotoğrafları :)

Ben çok kütüphane fotoğrafı çektim. Hayır iyi fotoğraf çekme iddiam yok. Aslında pekte anlamam fotoğraftan ama işim gereği çok çekmem gerekti. Gazetelerde, web sayfalarında ratladığım fotoğraflardan fark ettim ki çekilen kütüphane fotoğraflarında bakış açımızın bu denli aynı olması ilginç. Rafların arasında dikilen öğrenci ya da yetişkinler, ellerinde bir kitap, açmış objektife doğru okuyor ama fotoğraf makinesine bakmıyor. Ya da raftan bir kitap seçer gibi yapıyor. Bir başkasında masalara oturup sağlı sollu hepsi bir kitabı açmış okuyor herkes dalmış gibi görünmek için elinden geleni yapıyor ama genede yüzlerde bir gerginlik okunan şeye o kadar dalınmadığını ele veriyor. Herkeste bir ciddiyet önemli bir iş yapıyor olmanın bilinciyle bakıyorlar kitaplara :) Sevmiyorum bu tür kütüphane fotoğraflarını keşke daha doğal olabilseydik belki bu denli sessiz ve ciddi ortamlar olarak algılamasaydık kütüphaneleri herşey çok başka olabilirdi. Bana bu yazıyı yazdıran kütüphane haberlerindeki fotoğrafların linkini koymayı düşündüm ama onların konuları çok başkaydı kütüphaneci arkadaşların alınmasını dahası övgü dolu haberlerde yer alan bir kaç fotoğraf için övgülerin arada kaynamasını istemedim. Link yok :)

Kütüphane değil sadece Kitaplık

Başlık: Camilere kütüphane
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, camilerde küçük kitaplıklar kurulacağını söylemiş.

Ey basın camiası kitaplıkla kütüphane aynı şey değildir lütfen öğrenin bunu artık. İkiside birbirinden çok farklı şeylerdir. Bilmiyorsanızda bilmeden başlık atmayın bir bilene danışın. Kütüphane en genel anlatımıyla bilgi hizmeti sunulan yerdir, kitaplık ise sadece kitapların bulunduğu bir yer.

http://gencturkhaber.com/ali-bardakoglu-cami-kutuphane-kitap-okuma-diyanet.html,015479

Aynı haber başka bir adresten. Bu yayında başlık daha sağlıklı :)

http://www.ebmhaber.com.tr/detay/1139/camilerimizde-kitapliklar-olusturmaya-basladik.htm

Buyrun burada da okuma salonu denmiş :)

http://yasam.haber.pro/haber-Camilere-okuma-salonu-yapilacak-19263.html

Aynı haber üç farklı başlık.

2 Temmuz 2009 Perşembe

"Bir kaymakam tanıdık hayatımız değişti"

"Gevaş'ta kitapsız bir gün geçmiyor
Van’ın Gevaş ilçesinde yüzlerce kadının okuma yazma öğrenmesini sağlayan Kaymakam Tahsin Aksu için ilçenin kadınları, "bir kaymakam tanıdık hayatımız değişti" diyorlar.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=942058&Date=25.06.2009&CategoryID=77

Yaratıcı ve katılım oranı hayli yüksek etkinlikler düzenlenen bir kampanya. Ben özellikle adada kitap okuma etkinliğini sevdim. Kesinlikle okumaya teşvik yaratıcılık gerektiriyor ve bu çalışmadan daha iyi anlaşılıyor. Darısı tüm ülkemin köylü kadınlarının başına diyorum. Giderayak izninizle bir çıkarımda bulunmak istiyorum. Neymiş okumayan insan yokmuş okumaya yeterince teşvik edilmeyen, imkan sağlanmayan insan varmış. Her teşviğin böyle keyifli ve yaratıcı olması dileğiyle.

KütüphaneSever: Kütüphaneleri Seviyorum Girişimi'nin bülteni:)

KütüphaneSever: Kütüphaneleri Seviyorum Girişimi'nin bülteni'dir. Haftada bir Cuma günleri yayınlanır. Neler mi var bu bültende?Kütüphane tanıtımları, konusunda kütüphane kavramına yer verilen filmler, konusu kitap ve kütüphanelere yönelik olan ancak herkesin okuyabileceği kitaplar, kütüphaneler hakkında haberler ve yine kütüphanelerle ilgili köşe yazıları vb. gibi gayet okuması keyifli konular yer alıyor. Ayrıca ülkemizde kütüphaneleri ve kütüphane kavramını olduğu gibi anlatan bir blog. Ne gereksiz övgüler ne de yergiler söz konusu değil. Gerçekler profesyonel kütüphanecilerin sade bakış açısıyla sunuluyor. Keyifle okunacak ve kütüphaneler hakkında bilgi edinilebilecek bir bülten(blog).

http://kutuphanesever.blogspot.com/

1 Temmuz 2009 Çarşamba

En çok Kütüphaneye Giden Bölge Kullanıcıların Evine Yakın Halk Kütüphanesi Bulunan Bölgedir

Kütüphaneye en çok Karadenizliler gidiyor'muş
Türkiye`de büyük kentlerde yaşayanlar, Anadolu halkına oranla kütüphanelerden daha az yararlanıyor'muş...

http://tumgazeteler.com/?a=5258482

Benim bu haberde özellikle açıklığa kavuşturmak istediğim bir nokta var. "43 kütüphane ile İzmir, 42 kütüphaneyle İstanbul Türkiye`nin en çok kütüphanesine sahip olmalarına rağmen ilk 10`a giremedi." Cümlesinden bu iki şehirde çok fazla sayıda kütüphane olmasına rağmen halk kütüphaneye gitmiyor türü bir anlam çıkıyor. Sormak istiyorum istanbul'da kaç kişi evine yakın mesela yürüyerek 10 dakika mesafede bir kütüphane bulabiliyor? Şahsen benim yaz mevsiminde evime en yakın bulabildiğim kütüphane iki otobüsle 1,5 saatte gidebildiğim bir halk kütüphanesidir. Hadi buldunuz diyelim. Gittiğinizde o kütüphane yaz uygulamasına girdiğinden dolayı haftasonları kapalı mı değil mi? Hadi tüm bunları atlattınız çok şanslısınız haftasonu ya da mesai saatleri dışında açık bir kütüphane buldunuz ve hadi diyelim içinde bir kütüphanecisi de var peki aradığınız kaç kitabı bulabiliyorsunuz? Bu kentler özellikle İstabul neredeyse uçsuz bucaksız bir hale dönüşmüş durumda sayının çok olması yanıltmasın. Kesinlikle yeterli sayıda halk kütüphanesi olmadığı gibi yeterli sayıda kütüphaneci ve koleksiyonda bulunmamakta. Şimdi sadece istatistiklerle uğraşmayı bırakıp gerçeği görmeye çalışalım. Sayı olarak yeterli, aynı zamanda nitelikli kütüphaneler kurulmadığı, halka nitelikli kütüphane hizmetleri sunmaya yönelik girişimlerde bulunulmadığı sürece sadece hangi bölge ne kadar okumuş istatistiklerinin çokta bir işe yaramayacağı ve gerçeği yansıtmayacağı gün gibi ortadadır.

Bir Kent ve Bir Kent Kütüphanesi

"İZMİR Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı Kent Kütüphanesi’ni, 2008 yılının Nisan ayındaki açılıştan bugüne 11 bin 500 kişi ziyaret etmiş."

http://www.hurriyet.com.tr/ege/11953037.asp?gid=142&srid=3540&oid=1&l=1

Her zaman derim bu ülkede kütüphaneye ihtiyaç olmadığı için değil, yeter sayıda kütüphane olmadığı için halk kütüphanelere çok fazla gitmemektedir. Bu tür haberler bunu kanıtlıyor. Gereken sayıda kütüphanemiz yok ve gerektiği miktarda kütüphane pazarlama ve duyurusuda yok. Olsaydı tüm ülke genelinde kütüphane üye sayımızda, okuyanımızda, araştıranımızda çok fazla olurdu.

26 Haziran 2009 Cuma

Bakırköy Adliyesi'nde Kütüphane İhtiyacı

"İstanbul Barosu, bölge adliyesi niteliğine kavuşan Bakırköy Adliyesinde kütüphane kurmaya karar verdi."

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11941617

Bu güzel bir gelişme ayrıca gerçekten kütüphanesiz yapamayacak iki alandan biri hukuk diğeride tıptır. Hukuk ve Tıp kütüphaneleri bu meslekleri icra eden insanlar için çok önemlidir çünkü bilgi her iki alandada insanların hayatını doğrudan etkilemektedir. Umarım güzel bir kütüphane kurulur.

25 Haziran 2009 Perşembe

22 Haziran 2009 Pazartesi

Turabi Baba Kütüphanesi

Turabi Baba kütüphanesinin çalışmalarını anlatan bir yazı.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5222626

Bu kütüphane Kasımpaşa için harika bir sosyal merkez olma potansiyeli taşıyor. Güzel bir çalışma ve çok ciddi bir emek harcanıyor. Kasımpaşa'nın güzel bir halk kütüphanesi var. Darısı tüm semtlerin başına diyorum...

Emniyet’in Kütüphanesi

EMNİYET Genel Müdürlüğü’nün 15 yıllık kütüphanesi, "Kriz Merkezi" olarak düzenleniyormuş. Açıklama olarak "Kesinlikle polisin kitap okumasını engellemek için böyle bir karar alınmadı. Oluşturulacak kriz merkezi için binada başka uygun yer bulunamadı" denilmiş.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11899230

19 Haziran 2009 Cuma

Tasarım Kütüphanesi

Haliç kıyısında, Hasköy'de eski bir şapka fabrikasında tasarım kütüphanesi(DesignLibrary ) açılmış.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5217573

16 Haziran 2009 Salı

"Kütüphaneler Bomboş, Kahvehaler Tıklım Tıklım"

"Özboyacı İlköğretim Okulu'nda düzenlenen karne törenine katılan Burdur Valisi İbrahim Özçimen, öğrencilere yaz tatilinde kütüphanelere gitmelerini önerdi."

http://www.haberciniz.biz/haber/kutuphaneler-bombos,-kahvehaler-tiklim-tiklim-652378.html

Yazıda dikkatimi çeken kısım şu idi: "Karne töreninde konuşan Burdur Valisi İbrahim Özçimen, sınav stresi ve dersler nedeniyle öğrencilerin kitap okuyamadıklarını belirten Vali Özçimen, "Biliyorum çok yorgunsunuz, 1 yıl boyunca çok çalıştınız. SBS, ÖSS, dersler, velilerin baskısı derken sizi kitaplarla buluşturamadık. A-B-C diye seçeneklerle uğraşırken masal okumayı, roman okumayı size hatırlatamadık."

Evet kesinlikle çok acı ama çok doğru bir tespit. Olan tam olarak budur. Bir eklemede ben yapmak isterim. Aynı öğrencilerin okullarında bir kütüphane ve kütüphanecileri olmadığı gibi evlerine yürüyüş mesafesinde gidip kullanabilecekleri pek fazla sayıda halk kütüphaneside bulunmamaktadır. Kütüphane yok, kütüphaneci yok, kitap yok. Eee neden okumayı sevmiyor bu çocuklar? Sizce neden?

14 Haziran 2009 Pazar

"10 Atık Pil Getir Kitabını Al"

Burhaniye İlçe Halk Kütüphanesi yaklaşık 4 ay önce `10 pile 1 kitap` kampanyası başlatmış ve bu sayede 400 kilo pil toplamış özelliklede küçüklerden büyük ilgi gören kampanya halen devam etmekteymiş.

http://tumgazeteler.com/?a=5200781

Kesinlikle çok yaratıcı bir kütüphanenin böylesi güzel etkinliklerin parçası olması herkes gelsin kitap okusun söyleminden çok daha öte yararlı ve güzel işler ortaya koyması harika.

Atatürk Kitaplığına Üye Olmak

İstanbul'da yaşayanlar ya da en azından öğrenci olanlar bilir. Taksim meydanına yakın AKM' nin hemen alt tarafında kapalı otoparkın yanında Atatürk Kitaplığı yer alır. Geçenlerde Esmeray ile yolumuz buraya düştü. Hem uzun zamandır gitmediğimizden hemde tadilattan sonraki halini görmek istediğimizden şöyle bir uğrayalım dedik. Mümkünse üyede oluruz diye konuşmuştuk.

Geniş ağaçlık bahçesine girince Taksim meydanına bu denli yakın olduğunuzu unutuyorsunuz bir başka huzur çarpıyor yüzünüze. Bina dışarıdan bakınca tek katlı gibi duruyor girişte sergi ve konferans salonu var üst kat kitapların olduğu bölüm alt kat ise yönetim ve kütüphaneci odaları ile süreli yayınlar bölümlerinden oluşuyor olsa gerek. Üst katın manzarası muhteşem yeşillerin arasından Boğaz görünüyorki yeşille mavinin kucaklaşmasının yarattığı huzuru sanırım kolay kolay başka hiçbirşey yaşatamaz. Kütüphanede neredeyse ölüm sessizliği hakim. Şahsen ben sessiz kütüphaneleri çok sıkıcı bulurum.Bana göre fonda klasik müzik ya da ona benzer dinledirici bir müzik olması ölüm sessizliğine yeğdir ama gelen insanlar böyle istiyorsa o başka. Biz Esmeray'la olduğumuz süre içerisinde birazcık gürültü yaptık yaramaz çocuklar gibi ama neyseki herkes çok hoşgörülüydü. Her iki kattada hayli insan vardı üst katta ders çalışanlar ağırlıkta iken alt katta yani süreli yayınlar bölümünde gerçekten araştırma yapanlar çoğunlukta idi.

Kütüphaneye üye olmak çok kolay sadece kimlik bilgileriniz ve bir fotoğrafınız yetiyor. Üstelik hemen kitap ödünç alabildiğiniz gibi gayet şık kütüphane kartınızda anında teslim ediliyor. Biz derhal üye olduk ödünç bölümündeki kitaplardan seçtik ve alt kattaki kafeteryaya indik bahçesinde taze demlenmiş çay içip kitaplarımızı karıştırdık. Sonrasında da girişteki kameriyenin altında oturduk kütüphaneleri seviyorum girişimi hakkında konuştuk.
www.kutuphaneleriseviyorum.org

Kütüphanenin bildiğimiz anlamda web sayfası yok belediyenin sayfasında bir bölüm olarak hakkında bilgi yer alıyor. Tüm İstanbul geneline üyelik yapıyor ve kitap ödünç veriyorlar. Ayrıca bana göre kütüphanenin en önemli hizmeti haftasonu yani Cumartesi ve Pazar günleride açık olması ile haftaarası saat 21'e kadar hizmet veriyor olmasıdır. Bu şekilde biz çalışan insanlarında kütüphaneye gitme şansı oluyorki bu ülkemizde ne yazıkki çok sık rastlanan bir durum değil.

Yolu Taksim'e düşen herkesin gidip görmesini tavsiye ederim. Kitap okumayı sevmeseniz dahi manzarayı izlemek, ağaçların altında rahatsız edilmeden oturmak ve çayınızı yudumlayarak bir dostla sohbet etmek için bile gidebilirsiniz.

http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Kurumsal/Birimler/KutuphanelerveMuzeler/Pages/AnaSayfa.aspx

10 Haziran 2009 Çarşamba

"1 ayda 10 kitap okudu"

Mayıs ayı içerisinde Samsun Gazi İl Halk Kütüphanesi'nden 10 kitap ödünç alıp okuyan Moğolistanlı Purevmaa Batbaatar isimli öğrenci herkese güzel bir örnek olmuş.

http://www.kuzeyhaber.com/read.asp?id=9346

Gerçekten bravo ben bir ayda 4 kitap okuduğumda kendimi şanslı sayıyorum. Genede belirtmek lazım hergün düzenli kitap okumak bir oturuşta dağlar gibi kitabı okumaktan çok daha sağlıklıdır. Halk kütüphanelerinin sürekli kitap okuyan, merak eden, araştırmaya hevesli insanlara ihtiyacı var.
Kütüphaneye gitmek hiç kitap ödünç almasanız ya da kitap okumak için gitmeseniz bile giden insanın hayatında çok şeyin değişmesine sebep oluyor. Aynı anda iki halk kütüphanesine üye biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. :)

8 Haziran 2009 Pazartesi

Herkesin evine ya da işyerine yürüyüş mesafesinde bir kütüphane kampanyası :)

"Güdül’de tüm öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığı’nın "100 temel eser" arasında gösterdiği kitaplar dağıtıldı.

Güdül Kaymakamı Cenk Hakan Karaduman, Güdül Anadolu Öğretmen Lisesi’nde düzenlenen törende, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün himayesinde başlatılan "Türkiye Okuyor" kampanyası kapsamında öğrencileri kitapla buluşturmak için çalışma başlattıklarını belirtti."

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11807605

Ben başlıkta bahsettiğim kampanyanın yapılacağı günleri bekliyorum, özlüyorum ve umut ediyorum. :) Çünkü tüm insanlar eşitçe kitaplara ancak böylesi bir kampanya ile kavuşabilir ve ancak o zaman okumak için evlerinde bir yer ayırmadan dahi okumayı sevebilirler.

"Karneni göster kitabını al"

"TÜRKİYE İş Bankası, ilköğretimde okuyan çocuklara tatil armağanı olarak 1 milyon kitap dağıtıyor.
....
Çocuklara kitap armağanı için, Türkiye İş Bankası’nın Genel Müdürlük binasında düzenlenen basın toplantısına, kitabın içinde yapıtları bulunan yazarlardan Yaşar Kemal, Tahsin Yücel, Yalvaç Ural, Necati Tosuner, Muharrem Buhara da katıldı.Yazarlarımızdan Masallar ve Öyküler kitabının Sunuş’unu ben yazdım, Sonsöz de Sunay Akın’ın."
.....

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11800986

5 Haziran 2009 Cuma

"Kitaplara Saygı Paneli"

"Prof. Dr. Abdülkadir Karahan Kütüphanesi tarafından düzenlenen Kitaplara Saygı paneli ömrünü kitaplara adayan yazar Naci İpek ve S.Ahmet Kaya öncülüğünde başladı."

http://www.sanliurfa.com/news_detail.php?id=10031

"Kütüphanecilikte “bilişim “damgası "

"Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş, Ankara’da ‘Mobil Kütüphane Uygulamaları’nı anlattı."

http://www.erzurumgazetesi.com.tr/default.asp?page=haber&id=29588

4 Haziran 2009 Perşembe

İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu Kütüphanesi açıldı

İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu Genç Sivil Toplum Kuruluşları öncülüğünde Selçuk Ecza 50. Yıl İlk Öğretim Okulu’nda oluşturulması düşünülen kütüphanenin açılışı gerçekleştirilmiş.

http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17407

Haberden bir bölüm;
"Tüm insanlık için ehemmiyeti büyük olan kitaplık oluşturma Jules Ferry’in dediği gibi “Okul için her şey yapabilirsiniz, eğer okulun bir kitaplığı yoksa, hiçbir şey yapmamış olursunuz.” vermiş olduğu mesajından da anlaşılacağı üzere kitaplığı olmayan okullara gençlerin sosyal sorumluk nezdinde yapacakları etkinlikler içinde örnek olacağı inancındayız."
Bu cümleler haberin yazarına mı ait yoksa törende yer alan yetkililer mi söylemiş tam anlaşılmıyor. Ancak trajik bir şekilde içinde kütüphaneci olmayan bir yer açmakla kütüphane açıldığına olan inanç devam ediyor. Üstelik insanlar bu tarz bir eleştiriyle karşılaştıklarında projelerinin iyi niyetinin karalanmaya çalışıldığını düşünüyor hatta bazen bu iyi niyeti takdir edememekle suçlanıyorum. Bu ülkede içinde tek bir öğretmen ve öğrencisi olmayan okullar açıldığı gün kütüphanelerimizinde iyi durumda olduğunu kütüphanelerin bir kütüphaneci ve kullanıcıya ihtiyaçları olmadığını rahatlıkla söyleyebileceğim ama o güne kadar hangi iyi niyetle hangi emekle gerçekleştirilmiş olursa olsun bu tarz projelerde kütüphaneciye yer verilmediği sürece bu projelerin gerçek amacına ulaşamayacağını bütün iyi niyetimle söylemek bir kütüphaneci olarak görevimdir diye düşünüyorum.

Bir Halk Kütüphanesinde Yaşayan Orhan Kemal

"Değeri bilinmeyen yazar Orhan Kemal anıldı
Orhan Kemal, ölümünün 39. yılında Orhan Kemal Kültür Merkezi tarafından, Beyazıt Orhan Kemal Halk Kütüphanesi`nde düzenlenen bir etkinlikle anıldı."

http://tumgazeteler.com/?a=5171813

İstanbul Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesini eski bir kullanıcısı olarak eleştirdiğim yönleri olmasına rağmen çok severim. Bu sevgimde o kütüphanenin sevdiğim bir yazarın adını taşıyor olmasınında payı büyüktür. Kütüphaneye ilk gittiğim zamanlar bir öğrenciydim Orhan Kemal, Aziz Nesin, Fakir Baykurt, Vedat Türkali, Sulhi Dölek, Reşat Nuri Güntekin ve benzeri gibi ülkemin nice değerli yazarını çok severek okurdum(hala okurum). İçeri girdiğinizde eski bir bina olmasının yarattığı karanlık duygusu - tüm ışıkladırma çabalarına rağmen- yakanıza yapışıyor olsada sevimlidir, sıcaktır dahada önemlisi halkındır bu kütüphane. Hiç unutmam Nazım Hikmet'in "Benerci Kendini Niçin Öldürdü Kitabını" bu kütüphaneden ödünç alıp okumuştum.
Dokuz yıllık kütüphanecilik tecrübem çok kitap okuyan kullanıcılarımın bile yabancı yazarlara düşkün olduğunu gözlemleme fırsatı vermiştir bana. Elbette sadece gözlem sağlıklı bir ölçüt değil ancak genede insanların bu değerli yazarları ortaokul yıllarında okumalarını ve ileriki yıllarda ben "onların bir kısmını ortaokul yıllarında zaten okumuştum" diye geçiştirmelerini çok sık gördüğüm için beni hep üzmüştür. Bunu doğru bulmuyorum dahası bu yazarlara haksızlık edildiğini düşünüyorum. Kendini, kültürünü, kendi insanını tanımak anlamak isteyen kendi ülkesinin edebiyatçılarına her zaman yakın durmak zorundadır. Komşusunu, durakta gördüğü insanı, market sırasında önündeki kişiyi ancak bu şekilde daha çok anlama fırsatı bulur.

31 Mayıs 2009 Pazar

"Belediyeden kütüphane için kampanya"

http://www.tumgazeteler.com/?a=5137906

3000 kitap.
Gençlerin uğramasına dair umutlar.
Belediye binasında bir oda.
Bir belde.

Proje salt iyi niyet ile oluşturulmuş gibi geldi bana. Bir kütüphane kurmak sadece iyi niyetle olmaz. Profesyonellik ister bilimsel bir takım dayanakları vardır. Herkes bilmek zorunda değil ancak bir bilene sormak yerinde olur. Hani bir laf vardır "cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşelidir" diye. Yıllardır kütüphane sadece iyi niyetle açılacak bir yermiş bütçe, uzman personel vb ye hiç gerek yokmuş sadece kitap yeterliymiş, açıldıktan sonra herkes oraya akın edecekmiş hiçbir hizmet pazarlamasına gerek olmayacakmış gibi düşünüle düşünüle ülkem kütüphaneleri bu haldedir. Bina, bütçe, personel ve sağlam bir derme(koleksiyon) kütüphane hizmetlerinin verilebilmesi için olmazsa olmaz unsurlardır. Ancak bunlarda yetmez sıkı bir pazarlama ve teknolojik yatırımda gerekir. (internet, bilgisayar, web sayfası vb. gibi) Şimdi bunlar olmadan bir kütüphane kurulamazken benim ülkem adı kütüphane olan ama içinde ne doğru dürüst kullanıcı(okuyucu), ne de kütüphaneci(profesyonel) ne bütçe, ne de bir dermesi(koleksiyon) olmayan yerlere kütüphane diyen milyonlarla doludur. Şimdi bu ülkede kütüphaneci mi yok yoksa bu işin profesyonel bir iş olduğuna inanan insan sayısı mı yeterli değil onu anlamak lazım. Sizce hangisi?

Projede çalışacaklara şimdiden başarılar ne de olsa bir kütüphaneye sahip olmak o belde insanlarının(yaşlı, genç, çoluk çocuk, ev hanımı vb.) en doğal hakkıdır. Tıpkı okul, sağlık mezkezi, market, oyun parkı ve benzerleri gibi....

Kitapsever Kütüphanesi

http://www.tumgazeteler.com/?a=5146024

Fatih Caddesi üzerinde kurulan Kitapsever Kütüphanesi törenle hizmete açılmış. Kütüphane ödünç verme hizmetide(al götür oku getir diyerek kastetmeye çalıştıkları şey) verecekmiş. Tahminim ve umudum profesyonel bir kütüphaneci ile çalıştıkları yönünde ama eminde değilim çünkü yazıda kütüphaneci kavramına kesinlikle yer verilmemiş. Aslında bir kütüphane açılmak istenmesi elbette güzel bir amaç ama yinede bu iş benim ülkemde neden ciddiye alınmıyor neden profesyonelce yapılmıyor neden yetkililer ya da hayırseverler tarafından devasa halk kütüphaneleri açılmıyorda bu tür küçük kütüphanelerle bu iş geçiştiriliyor onu anlamıyorum dahası kabul edemiyorum.

Ali Emirî Efendi

http://www.tumgazeteler.com/?a=5142497

"İstanbul`da Gençlik Kütüphanesi"

http://www.tumgazeteler.com/?a=5142497

28 Mayıs 2009 Perşembe

"Miniklere örnek kütüphane"

http://dijimecmua.com/objektif/179/index/287136_eskisehir-il-halk-kutuphanesi-muduru-mehmet-akkaya-tarafindan-baslatilan-bir-proje-ile-il-halk-kutuphanesi-bunyesinde-miniklere-ornek-kutuphane-cagfen-koleji-10-yasinda-/

Bu ülke çocuklarının güzel çocuk kütüphanelerine ihtiyacı var. Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine hem de her yerinde. Çünkü hiçbiryerde yok varsada haberimiz yok. Olmaması da olupta kimsenin bilmemeside kötü.

"Kütüphane kalmayacak herkes e-kitap okuyacak"

"Elektronik kitap, artık kağıda basılı geleneksel kitabın ciddi bir rakibi. Şu sıralarda yazarlar, yayıncılar, okurlar, fiziksel kitabın ölüp ölmeyeceğini konuşuyor. Elinizdeki küçük bir dijital alete bilgisayardan kitap indirip ekrandan okumak, bazılarına çok uzak geliyor. Ama bilgisayarla büyüyen, ekrana bakmaya alışkın genç nesil için hiç de öyle değil."

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11713845

Kitabın anlatıldığı bir yazıya kütüphane başlığı atmak biraz garip kaçmış ya neyse. Değişim ve yenilik ürkütmesin kimseyi yeterki değişim gerektiği şekilde olsun kitabın tozunu hiç sevmem ama okumak bir tutkudur benim için kitap ha elektronik olmuş ha kağıt ben bilgiyi önemserim kayıtlı olduğu malzemeyi değil diyen kütüphaneler için bu yakıştırmayı bir kütüphaneci olarak doğru bulmuyorum.
Geleceğin okullarıda çok farklı olacak hastaneleride, evleride, adı üstünde gelecek bu ne getireceğini bilemeyiz ama tüm ümidimiz öğrenmeye olan ihtiyacın devam etmesidir eğer o olmazsa ha elektronik olmuş ha basılı ha sesli ha yazılı o zaman önemli olmaz...gelecek olan şey yalnızca cehalettir o zaman...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Aydın İli Halk Kütüphanecileri

Sabah gazeteleri kütüphane ve hütüphanecilerle ilgili haber var mı diye kontrol ederken bu habere rastladım ben ilk defa böyle bir haber görüyorum çok hoşuma gitti paylaşmak istedim :)

"Ersin-Saime ÇAKICI çiftinin mutlu günü
Aydın İl Halk Kütüphanesi`nin değerli personeli Ersin Çakıcı ve eşi Saime Çakıcı çifti, geçtiğimiz hafta oğulları Erkin`in ilk doğumgünü partisinde yakın akrabaları ile biraraya geldiler.
Biricik evlatlarının ilk kez doğumgününü kutlamanın mutluluğunu ve heyecanını yaşayan Çakıcı çiftinin bu mutluluğu yüzlerinden okunuyordu. Güzel ve neşeli bir ortamda geçen ve kendi evlerinde düzenledikleri doğumgünü partisinde küçük Erkin henüz ilk yaşını doldurmasına rağmen pastadaki mumu söndürmeyi başardı.
Bizler de genç çifte ve küçük Erkin`e mutlu doğumgünleri diliyoruz."
http://www.tumgazeteler.com/?a=5117225

Küçük Erkin'in doğum günü kutlu olsun :)

24 Mayıs 2009 Pazar

"Bursalı Araştırmacılar, şer'iyye Sicillerinin Dijital Kayıtlarını İstiyor"

Başta üniversitedeki öğretim üyeleri ve öğrenciler olmak üzere birçok araştırmacı ihtiyaç duyduğu Osmanlı şer'iyye sicillerinin dijital nüshalarının, Ankara'daki Milli Kütüphane'den alınıp Bursa'da araştırmacıların hizmetine sunulmasını istiyormuş.

http://www.medya73.com/bursali-arastirmacilar-seriyye-sicillerinin-dijital-kayitlarini-istiyor-haberi-42860.html

Haklı bir istek ve kütüphane müdürlüğüde gerekli hassasiyeti göstermiş. Bilgiye ulaşmak nerede olursa olsun herkesin hakkıdır ancak haberde anlamadığım bir şey var araştırmacılar neden bu sicilleri görmek için Ankara'ya gitmek zorunda kalsınlar ki? Milli kütüphanemiz web sayfası olan http://www.mkutup.gov.tr/ adresinden tarama yapıp gönderim ücretini ödediklerinde bu bilgi kendilerine ulaştırılmıyor mu? Eğer öyle ise ulaştırılması gerekir bu yüzyılda bir şeye bakmak için kalkıp A şehrinden B şehrine gitmeye gerek oluyorsa neden dijital ortama aktarıyoruz ki bu tür bilgileri? Genede araştırmak lazım.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Bu ülkede kütüphanecilik diye bir meslek olduğunu bilen Kimse Yok mu?

Bursa'nın Orhaneli ilçesi "Başköy" köyüne Kimse Yok mu Derneği tarafından kütüphane yaptırılmış. Milli Eğitim Bakanlığı altı bilgisayar bağışlamış. Kardeş okulda kitapları bulmuş ancak bilin bakalım bu projede bir tek ne unutulmuş :) Evet bildiniz onun olmadığı yere kütüphane denmeyen kişi unutulmuş yani kütüphaneci.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5103288

Bu tür projeler malesef hiç profesyonelce gerçekleştirilmiyor bir çok vakıf ya da dernek bu tür projeler için işin profesyoneli kütüphanecilere danışmayı gerekli görmüyor ve bu yüzden yapılan bu güzel çalışmalarda aslında amacına ulaşmıyor...

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Kadıköy Belediyesi Görme Engelliler Kütüphanesi

Kadıköy Belediyesi görme engellilere dijital ortamda sesli kitap üretmek ve üretilen bu kitapları onlara ulaştırabilmek amacıyla görme engelliler kütüphanesi projesini hayata geçirmiş.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5093517

Sizde gönüllü okuyu olmak isterseniz aşağıdaki formu doldurup başvurabiliyormuşsunuz.

http://gormeengelliler.kadikoy.bel.tr/

Güzel bir çalışma... Bu tür kütüphanelerin daha çok artması iyi olacaktır.

"Kütüphane için güreştiler"

"Fethiye`nin Kadıköy`ünde 16. Geleneksel Yağlı Pehlivan Güreşleri, bu kez beldeye Halk Kütüphanesi kazandırma yararına yapıldı."

http://www.tumgazeteler.com/?a=5094167

Harika bir etkinlik. Kitap bağışı istemek yerine bu tarz etkinliklerle kütüphane kurulması çok daha yaratıcı ve eğlenceli olacaktır. Aynı zamanda her yöre kendi kültüründen bir etkinlik üretebilecektir. Sınır yok...

17 Mayıs 2009 Pazar

Yazının icadından bilgisayar çağına kütüphanelerin hikayesi

Keyifli bir tarih kitabı okumak isteyenlere bir öneri…

Lerner, Fred.(2007). Kütüphanelerin hikayesi: yazının icadından bilgisayar çağına.(D. Çenkçiler, Çev.) İstanbul: Bileşim Yayınevi.

Lerner, yazının icadından günümüze tüm evreleriyle kütüphanelerin hikayesini anlatıyor. Bu aynı zamanda kitabın, okumanın, eğitimin ve kütüphanecilerin öyküsüdürde. Kitapta İskenderiye kütüphanesi, manastır kütüphaneleri, doğunun ve batının kraliyet kütüphaneleri, kitap kiralama merkezleri, soyluların evlerindeki kütüphaneler ve benzerleri anlatılırken günümüz teknolojisi ve gelişmeleri de unutulmamış. Yazar size dolu dolu bir tarih kitabı okuduğunuzu hissettirmeyi başarıyor ve akıcı üslubu sayesinde merakınızı giderirken masal okuyormuşçasına rahat ve keyifli bir okuma gerçekleştirme olanağı sunuyor.
Kütüphaneciliğin tarihinin anlatıldığı bölümde çok ilginç bilgiler yer alıyor örneğin Leibniz’in ya da Goethe’nin başarılı birer kütüphaneci olduklarını pek kimse bilmez ya da o çapkınlığıyla ünlü Casanova’nın on yılı aşkın bir süre kütüphaneci olarak çalıştığını. Satır aralarında bu tür şaşırtıcı bilgilere rastlamak kitabı okuma heyecanınızı arttırıyor. Ayrıca kütüphane türlerine yer verilirken günümüzdeki ve geçmişteki işlevleride çok güzel açıklanmış. Bu konuda da çok başarılı kitap.
Özellikle klitabın son bölümü olan Geleceğin Kütüphaneleri adlı bölümde yayıncılığın, kütüphanelerin ve kütüphaneciliğin geleceği alternatif senaryolarla sunulurken çok güzel tespitler yapılmış. Anlaşılır ve çok fazla teknik konuda boğulmadan sunulmuş bir bölüm olması, meslek dışı bireylerin okurken biz kütüphanecilerin sıkça aralarında tartıştıkları bu konuları kolayca anlamasını mümkün kılacaktır diye düşünüyorum.
Benim kitapta en sevdiğim unsurlardan biri kütüphanelerin; hizmetlerinde, çağın gereklerini ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, her döneme kolayca uyum sağlayabilen kurumlar olduklarını kitabı okurken çok daha iyi görüyor olmaktır. Kısacası kütüphanelerin varlığının ihtiyaçtan ortaya çıktığını devamınında çağa kolayca ayak uydurabilmesinden geçtiğini görmenizi sağlamasıdır. Kütüphaneler binlerce yıldır varlığını bu şekilde koruyabilmiş ve bundan sonrada bu şekilde devam edecek. Her zaman yaşadığı çağa ayak uyduracak, insanlar bilgiye ihtiyaç duydukça daima var olacak yeryüzünde okuma yazma bilen(ya da sadece öğrenmek isteyen) son bir insan kalana dek. :)

14 Mayıs 2009 Perşembe

Etkinlik Merkezi Halk Kütüphaneleri

Kuşadası Hacı Bektaş-i Veli Derneği gençlik kolları, düzenlediği etkinlik ile dernek üyeleri ve vatandaşları bir araya getirmiş. Etkinliğide Kuşadası İlçe Halk Kütüphanesinde gerçekleştirmişler.

Haberin tamamı için;
http://www.tumgazeteler.com/?a=5074797

Bu etkinlik, Halk kütüphanelerinin yaşadıkları çevrenin etkinlik alanı olmaları gerektiğine iyi bir örnektir. Halk kütüphanelerinin toplantı ya da konferans vb. salonları halk için bu tür etkinlikler için bolca kullanılmalıdırki yaşadıkları yerin gerçek bir parçası olabilsinler...Öğrenciler etkinlik gerçekleştirmek için salon aramayıp doğruca halk kütüphanesine başvurabilsinler. Yerel bir topluluk ya da bir dernek toplantısını kütüphanede yapabilsinki sadece kitap almak için gidilen yer olmanın çok ötesinde olduğunu halk daha iyi anlayabilsin...

13 Mayıs 2009 Çarşamba

"İngiliz turistler, Roma Kütüphanesi avlusunda kitap okuma geleneğini 4 yıldır sürdürüyor"

İngiliz turistler, Side Antik Kent Devlet Agorası Roma Kütüphanesi`nde kitap okuma alışkanlığını 4 yıldır sürdürüyormuş. :)
http://www.tumgazeteler.com/?a=5064536

Bu haberi okuduğumda yaşadığım şaşkınlığı anlatamam. :) Bir arkeoloji düşkünü ve kütüphane sever olarak Side Antik kentine bir akşam üzeri varmış ve o muhteşem manzara karşısında bir aşağı bir yukarı koşarak kütüphane levhasının işaret ettiği yeri anlamaya çalışmış ama o kum yığının yanına saplanan tabelanın hangi yönü gösterdiğini anlamadığımdan kütüphaneyi bulamamıştım. Etrafta yerli turist ve elbette görevli birileri olmadığından görememiştim meğerse İngilizler bulmuş hatta yıllardır kitap okuma geleneği bile sürdürürmüşler. :) Ülkem ören yerlerine mi, kendime mi, yabancılara mı yoksa o tabelayı o şekilde çakanlara mı bir şey desem bilemedim. :) Bir dahakine yolum düşünce sormam gereken kişilerin yabancı tursitler olduğunu artık biliyorum.:)

"El yazması kitaplara dijital koruma"

Kayseri`deki Raşit Efendi Kütüphanesi`nde bulunan elyazmaları ve nadir eserler bilgisayar ortamına aktarılmış. Haberin devamı için...

http://www.tumgazeteler.com/?a=5072202

Haberdeki en sevdiğim bölümü paylaşmak isterim "Tarihi kayıtlarda, Raşit Efendi`nin kendisini ziyarete gelen Kayseri eşrafından Bahçecizade Mehmet Efendi`ye Kayseri`ye bir cami yaptırmasını istediği, Mehmet Efendi`nin bu kentte çok sayıda cami bulunduğunu söyleyip, kütüphane yaptırmasını önerdiği, kütüphanenin bu şekilde yaptırıldığı belirtiliyor." Darısı günümüzün başına diyorum...

Her ilçeye bir kütüphane(ci) kampanyası :)

Ankaralılar Vakfı Bayanlar Kolu, `Her İlçeye Bir Kütüphane` kampanyası kapsamında, Başkent`te beşinci kütüphaneyi Nallıhan ilçesi Tuğrul Bey İlköğretim Okulunda açmış. Çalışma çok iyi niteli bir çalışma ancak devamı gelir mi bilinmez.

http://www.tumgazeteler.com/?a=5070901

Evet bu kadar çok kütüphane açılmasının en temel nedeni bu ülkenin insanlarının gerçekten okumaya, kitaba ve kütüphaneye ihtiyacı olmasındandır....Bu tür projeler hazırlanırken bu işin profesyonelleri olan kütüphanecilerdende yardım ya da destek alınmalıdır ki o zaman sonuç çok daha profesyonel ve başarılı olacaktır...Heleki kütüphanenin açıldıktan sonra kaderine terk edilmemesi için mutlaka bir kütüphanecinin bu kütüphanelerde görevlendirilmesi gerekmektedir.

12 Mayıs 2009 Salı

Ooooooooo! kul kütüp haaa! neee? si!?

"TOKİ'den 45 kente 45 kütüphane"
Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapan TOKİ şimdiye kadar 471 okulun yapımını üstlenmiş ve bu okullara kütüphane de yapmış.

http://www.memurlar.net/haber/139005/

Uzman Kütüphanecide almış mı?
Kütüphane otomasyon programı?
Bütçe vermiş mi?
Elektronik araç gereç(bilgisayar, televizyon, vb tür.)satın almış mı?
Kütüphane okuryazarlığı için kütüphaneci tarafından ders verilmesini onaylamış mı?
....
O zaman o okullarda kütüphane var demek doğru mudur bir daha düşünmek lazım.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

"Wikipedia kazaları"

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11629807.asp?yazarid=4&gid=61

Bir gazeteci elektronik ya da basılı olsun bir kütüphaneden, arşivden ya da sağlıklı bir kaynaktan araştırma yapmadan nasıl haber yapar anlamıyorum! Ancak ülkemizde de örnekleri çoktur bu tarz şeylerin en azından kütüphaneler konusunda yapılan haberlerin içler acısı olduğunu, haber yapanların çoğu zaman araştırma yeteneklerini değil önyargılarını konuşturduklarını sıkça görüyoruz... Hemen bir örnek verelim gezici kitabevi Deniz Papağanı Pafin'e göz göre göre gezici kütüphane diyen bir haber yapılmış tabi haberi yazana göre içinde kitap olan herşey bir kütüphane olsa gerek...

http://www.milliyet.com.tr/Ege/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&ArticleID=1081753&Kategori=ege&b=Gezici%20kutuphane%20Izmirde

Hayır kişi bilmez anlarım ama aracın üstünde gezici kitabevi yazarken bu fotoğrafın üstüne gezici kütüphane yazmak neyin nesi onu anlamış değilim :) Ülkem insanları bir şeye kütüphane demek konusunda kararlı oldumu ormanda on kaplan gücünde kararlı olur ve önüne çıkan hiçbir engeli tanımazmış onu bilir onu söylerim ben :)

Pafin'in gerçek öyküsü ise budur. http://www.pafin.com/pafinhakkinda.htm

Doğrusunu okumak isteyenlere...

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Çocuklarınıza kitap seçerken....

Çocuk kitabı seçmek zordur heleki ülkemizde çevirisi anlaşılmaz, dili çocukların anlamasından hayli uzak kitapların arasından seçmek dahada zordur. Ben çocuklar için kitap seçiminde genelde bu alanda iyi olduğunu bildiğim ve güvendiğim yayınevlerini tercih ederim örneğin Uçanbalık, Mavibulut, Günışığı Kitaplığı vb. gibi. Bunlar hem çocuklar için yayın yapan hemde bu konuda gerçekten titiz davranan yayınevleridir. Son dönemde bunlara Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarını da eklemiş bulunuyorum. Konuları gerçekten çocukların ilgisini çekecek, eğlenceli, yaratıcı ve kaliteli kitaplar çıkarıyor yayınevi özelliklede çocuklara yönelik ürün sayısı hayli fazlalaşmış durumda...

http://alisveris.iskulturyayinlari.com.tr/firma_urun.asp?dzid=12391

8 Mayıs 2009 Cuma

Kütüphaneleri Seviyorum

Gün geçmiyor ki ülkemizdeki kitap okuma alışkanlığının gidişatı ile ilgili ya da halkımızın kütüphanelere olan ilgisizliği ile ilgili haberler çıkmasın. Bizler ülkemizde kitap okuma alışkanlığının çok düşük olmasının nedeninin ülkemizde "kütüphane kültürü"nün olmayışı olduğunu düşünüyoruz. Güncel kitap, dergi, dvd, oyuncak vb. ödünç alabileceğiniz, internetten kataloğunu tarayıp ayırtma, uzatma ve istek yapabileceğiniz, ferah bir ortamda çayınızı yudumlarken gazetelere göz atabileceğiniz, çeşitli kültürel etkinliklere katılabileceğiniz, yolunuzun üstünde akşamları ya da hafta sonları uğrayıp ödüç ve iade yapabileceğiniz, yeni neler var bakınabileceğiniz ve güleryüzlü hizmet alabileceğiniz bir kütüphane olsa kim kullanmaz ki?

Kim bilir belki de etrafında böyle bir kütüphane olan mutlu bir azınlıktansınızdır.

Biz kütüphaneciler olarak yıllardır kendi çapımızda mesleki girişimlerde bulunuyoruz. Oysa kütüphane kullanma hakkının bilincinde olan her vatandaşın yetkili makamlardan "Modern Kütüphane Hizmeti" talep etmesinin de çok etkili bir yöntem olabileceği ortadadır. İşte burdan hareketle "mektepli " bir grup kütüphaneci olarak toplumumuzdaki kütüphane bilincini geliştirmek için bir takım gönüllü çalışmalar yapmaya karar verdik ve bu nedenle bir web sayfası hazırladık: http://www.kutuphaneleriseviyorum.org/

Henüz çok yeni olan "Kütüphaneleri Seviyorum Girişimi" kütüphaneleri seven ve her alanda(okul, semt vb.) modern kütüphane hizmeti talep eden herkesin katılımına açıktır. Burada kütüphane ile ilgili yaşadığınız olumlu ya da olumsuz deneyimlerinizi paylaşabilir, kütüphanelerle ilgili her türlü önerilerinizi dile getirebilirsiniz.Ayrıca kitap kulübünde en yakın kütüphaneden ödünç alacağınız bir kitabı tartışabilir ya da fotoğraf kulübünde kütüphaneleri farklı açılardan resimleyebilirsiniz. Veya kendi ilgi alanınızla kütüphane sevgisini bağdaştıracak yeni bir kulüp açabilirsiniz.Unutmayalım ki özellikle günümüz koşullarında "kütüphane kültürü"müz olmadığı sürece "bilgi okuryazarı" bir toplum olabilmemiz mümkün görünmemektedir...

http://www.kutuphaneleriseviyorum.org/

Esmeray(Karataş-Ateş) arkadaşın yazıları için bloguna bakabilirsiniz...

http://trendsonlib.blogspot.com/

"100 günde 100 milyon dolar topladı"

ABD eski başkanı George W. Bush Dallas kentinde kendi adını taşıyacak bir kütüphane ve kültür merkezi kurmak için 100 günde, 100 milyon dolar bağış toplamış.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11587955

Bu haberde iki şey anlıyoruz birincisi Amerikan Başkanları kendi isimlerini taşıyan büyük kütüphaneler kuruyorlar. (Eğer araştırısanız geçmişteki Amerikan Başkanlarının isimlerini taşıyan kütüphaneler olduğunu göreceksiniz.)İkincisi ve bana göre dahada önemlisi başkanların kalıcı olması ve halklarına yararlı olabilmek için kütüphane kurma yöntemini seçiyor olmaları bu da göstermektedir ki kütüphaneleri ülkemizde olduğu gibi lafta değil gerçekten uğruna uğraşacak kadar çok önemsiyorlar.

Darısı bizlerin başına ülkemiz bağışçılarının sadece okul yaptırmayı bırakıp bir kütüphane de yaptırdığı günlere...
Ne zaman bir yerde kütüphane yaptırılmasının öneminden bahsedecek olsam "bu ülkede tonla sorun var kütüphane bir lükstür" yanıtını duyuyorum evet lüks olarak düşündüğünüz sürece gerçekten kütüphane bizden hep çok uzak bir lüks olarak kalacak. Ayrıca madem kütüphane ekonomik sorunu olan yerler için bir lüks neden ekonomik anlamda daha iyi durumda olan insanlarımızın yaşadığı yerlerde kütüphane yok?Demekki herşey para meselesi, sorun meselesi değil birazda zihniyet meselesiymiş.

7 Mayıs 2009 Perşembe

"Wikipedia ne kadar güvenilir?"

Bir web sayfasının içerdiği bilgiler açısından güvenilir olmasının belli kriterleri vardır. Buda internette okuduğunuz herşeyin doğru olmadığını o yüzden aramalarınızda ve araştırmalarınızda sağlıklı kaynakları tespit edecek becerilere sahip olmanızı gerektirir. Kısacası internet bir lütuftur ancak doğru kullanmayı bilme becerisine sahip olmadığınızda bakın neler oluyormuş?

http://www.memurlar.net/haber/138957/

Özellikle bir gazeteci iyi araştırmak ve haberini öyle yapmak zorundadır...

28 Nisan 2009 Salı

Bağışlarla Oluşturulan Dijital Kütüphane

Microsoft ve Google gibi bağışçıların desteğiyle kurulan dijital kütüphane kullanıcılarına ücretsiz hizmet veriyor ve harita, gazete, süreli yayın, sanat eserleri ve video ile ses kayıtları bulunan on binlerce tarihi belgeyi içeriyormuş.
http://www.milliyet.com.tr/Sanat/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&ArticleID=1081387&Kategori=diger&b=UNESCOdan%20online%20entelektuel%20katedral&ver=19

Bizim ülkemizde tamamı bağışlarla kurulmuş gerçekten profesyonel ve modern bir kütüphane var mı acaba? şimdi.

19 Nisan 2009 Pazar

Hem kahvehane hem kütüphane mi acaba?

Kitapta okunabilen kahvehaneler mi yoksa çay, kahvede içilebilen, etkinliklere katınılabilen, masal saatleri düzenlenen, gençlere yönelik aktiviteler geliştiren kütüphaneler mi?
Ya da hepsi mi veya hiçbirisi?
http://www.tumgazeteler.com/?a=4950772

"Yapı Kredi 160 bin kitap bağışladı"

Yapı Kredi Yayınları tarafından edebiyattan felsefeye, sanattan tarihe, çocuk kitaplarından çizgi romana kadar yüz binlerce eser, 66 üniversite, 95 lise ile 273 il, ilçe ve halk eğitim merkezi kütüphanesine bağışlanmış. Özellikle başında kütüphanecisi bulunan ancak yeterli bütçeleri olmayan halk kütüphanelerine yapılan bağışlar çok değerli...
http://www.tumgazeteler.com/?a=4969367

16 Nisan 2009 Perşembe

"Kütüphaneler: Batı’da yer yok, Türkiye’de ilgi yok"

Bana göre 45. kütühane haftası öncesi konu ile ilgili yayınlanmış en güzel yazdır bu. Sadece başlıkları bile yeterli konuyu anlatmaya.

Kütüphaneler: Batı’da yer yok, Türkiye’de ilgi yok
Devlet, millet el ele verdik ve başardıkKütüphanelerde in cin top oynuyor
Kütüphane, kitapları olan ve kitap okunan yer değil
Kütüphaneler nasıl dolar?
Okuma alışkanlığı yok

http://pazar.zaman.com.tr/cmn.php?load=print&hn=473

Kitaplar arasında 44 yıl ve Türkiye'de kütüphaneleri sevmek : )

Merhabalar,
Son günlerde okuduğum ve beni çok etkileyen, basımı hayli eski bir kitaptan söz etmek istiyorum. Birçoğunuz duymuştur, belki okuyanlarınızda hayli fazladır –ki umarım öyledir- çünkü kitap bunu sonuna kadar hak ediyor.
Muzaffer Gökman’ın hayatı ve anılarının anlatıldığı “Kitaplar arasında 44 yıl” adlı kitaptan bahsediyorum. 1977 yılında Eğitim-Öğrenci yayınları tarafından basılmış ve yayına hazırlayan Remzi Kırık.
Kitapta; Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin Osmanlı’dan günümüze durumu anlatılırken, sadece bununla yetinilmemiş kısaca Türkiye kütüphaneleri, kütüphaneciliği ve İstanbul kütüphaneleri hakkında bilgiler, anılar, gözlem ve düşünceler satır aralarına serpiştirilmiş. Belki de bu yüzden kitabı sıkılmadan okuyor ülkeniz kütüphaneleri adına seviniyor, üzülüyor, kahroluyor gene de kitabı bitirince meslek büyüklerinizle gurur duyuyorsunuz. Türkiye de kütüphaneci olmak nasıldır hepimiz iyi biliriz. Acısı, tatlısı, iyisi, kötüsüyle bu meslek bizim mesleğimizdir. Bu yüzden bugünlere nasıl gelindiğini öğrenmekte yoğun bir duygusallık yaratıyor.
Kitabı okurken mesleğimizin önde gelen kişilerinin isimlerinin sık sık geçtiğini göreceksiniz örneğin ben sadece Türk Kütüphaneciliği dergisindeki yazılardan tanıdığım, hocalarımızın derslerde ismen bahsettiği kişileri ve olayları kitapta da okudukça mutlu oldum. Kitap kısa bir Türkiye kütüphaneler ve kütüphaneciler geçidi gibi ve aynı zamanda üslübu çok akıcı okurken roman mı, anı mı yoksa bir tarih kitabı mı okuduğunuzu ayırt edemiyorsunuz. Çok fazla olmasa da mizah unsuru dahi yer alıyor.
Tarihi yarımada da nice değerli kütüphanenin olduğunu bir daha hatırlıyorsunuz. Hatta şöyle söyliyeyim sadece Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin ve Orhan Kemal İl Halk Kütüphanesi’nin binalarının var olma mücadelelerinden bile ciltlerce kitap yazılabilir hatta özellikle Beyazıt Devlet kütüphanesininkinden bir hukuk kitabı çıkarılabilir. Otoparkı kütüphaneye tercih edenlerin ülkesinde kütüphane kurmak bir ömür mücadele etmeyi göze almak demekmiş anlıyorsunuz. Kitabı okuduktan sonra İstanbul kütüphanelerine özellikle kitapta müze kütüphane olarak tanımlanan yazma eser kütüphanelerine gidip görmeden edemezsiniz. Ben öyle yapacağım. : )
Sonuç olarak Gökman’ ın anılarını okurken aslında bu mesleğe gönül vermiş, önüne yığılmış engellere rağmen kişisel kazancı için değil mesleki inançları ve doğruları için mücadele vermiş(veren) tüm Türkiye kütüphanecilerini okuduğunuzu anlıyorsunuz.
Kitabı ilk okumaya başladığımda bu kitap ülkemizin Dewey’i (Dünyanın kalbine dokunan kütüphane kedisi) olabilir mi acaba diyordum ama kitabı okurken anladım ki bizim yüzlerce kedili kütüphanemiz(Beyazıt Devlet Kütüphanesi) Dewey'den çok daha evvel zaten varmış. : )
Not: Kitabın piyasada satışı yok okumak isterseniz sanırım tek alternatif kitabı dermesinde bulunduran kütüphanelerdir. Kim bilir belki yeni basımı da yapılır bu güzel kitabın!
Kırık, R.(Yay. Haz.). (1977). Kitaplar arasında 44 yıl: Muzaffer Gökman’ ın anıları, gözlemleri ve eleştirileri. İstanbul: Eğitim - Öğrenci Yayınları.

12 Nisan 2009 Pazar

"Kütüphaneler ve yazarlar "

Elif Şafak'ın kütüphane haftası açılışından esinlenerek yazdığı kütüphaneler ve kültürümüzde kitap okuma(okumama) üzerine yazısı...

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=833752

Ovidus, “Gençlerini kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır”

Kütüphaneler, okumak ve ülkemizdeki durum hakkında çok güzel bir yazı. Yazar çok güzel noktalara değinmiş...

http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=3611

11 Nisan 2009 Cumartesi

Halk kütüphanesi mi yoksa okul kütüphanesi mi?

"Gezici kütüphane hem okutuyor hem eğlendiriyor"
Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Kütüphanesi bünyesinde hizmet veren gezici kütüphane, şehir merkezine uzak olan köy ve mahalle okullarına yeni yılda da hizmet götürüyormuş ve ilgiden gayet memnunmuş.

http://www.tumgazeteler.com/?a=4931480

Buraya kadar herşey gayet güzel halkımızın özellikle bu yüzyılda çok şükür bir gezici kütüphane kavramıyla dahi olsa kütüphane hizmetine kavuşmuş olması ancak günün kötü kişisi olmayı göze alıp şunu söylemek istiyorum.
Ülkemizde nedense halk kütüphanelerinin hedef kitlesinin halkın tamamı olduğu unutulup bu tür gezici kütüphanelere dahi okul kütüphanesi muamelesi yapılmaktadır. Bu olaya gayet romantik yaklaşılmakta "aaa ne güzel bak okul kütüphanesi olmayan yere belediye halk kütüphanesini gönderiyor" denmekte ancak halk kavramı ve buradaki yaşlıların, engellilerin ya da normal ev hanımlarının vb kişilerin kütüphane hizmeti alacağı yer olan bu tarz kütüphaneleri sadece okullara tahsis etmek ne derece doğru oluyor diye sormakta kimsenin aklına gelmemektedir. Ben diyim. Okul kütüphanesi öğrenciye halk kütüphanesi halka hizmet verir ve bir gezici kütüphanenin asli görevi okulun bahçesine park edip ordaki çocukların ödev yapmasını sağlamak değildir. Bu amaçla gerekli kütüphaneyi Milli Eğitim Bakanlığı'nın okulun içinde açması gerekir. Eğer gerçekten çocuklara doğru bir hizmet verilmek isteniyorsa yapılması gereken budur. Böylece gezici kütüphanelerde gerçek kimliğine kavuşabilecektir. Doğru olanda budur. Eğer doğru olan yapılmak isteniyorsa...