22 Eylül 2008 Pazartesi

Türk Divası Leyla Gencer ve Borusan Müzik Kütüphanesi

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9738426.asp?m=1
Leyla Gencer adını hayatımda ilk defa üniversite 2. sınıf öğrencisi iken oda arkadaşımdan işitmiş ve böyle yetenekli bir sanatçıyla aynı toprakların insanı olmaktan büyük bir mutluluk duymuştum. O günden sonra ne zaman müzik marketlere yolum düşse raflarda Leyla Gencer'e baktım ancak rastladığımı hatırlamıyorum kendi ülkesinde cdlerinin satılmıyor oluşunu garipsemiştim. Daha nice yeteneğimizin adı duymazdan, yaptıkları görmezden gelindi acaba?

Borusan Müzik Kütüphanesi çok değerli bir hizmet veriyor.

Elektronik kitap

http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/9805143.asp?m=1
Veee insanoğlu elektronik kitabı piyasaya çıkardı : )
Bu tür aletlerin icad edilmesi teknoloji müptelası olupta asla kitap okumayan potansiyel kullanıcıları kazanmak için harika olacak kütüphanelere gelmesi için sabırsızlanıyorum.

21 Eylül 2008 Pazar

Artık kitap okumaya kahvehaneye gidiyoruz : )

Ben çok sıkıldım bu tür haberlerden ama anlamadığım bu tür haberlerin hala prim yapıyor olması ya da uygulamaların diyelim neyse onlar yılardır ısıtıp ısıtıp değişik il ve ilçe kahvehanelerine böyle bir şekilde kitaplık(hatta buna utanmadan kütüphane diyenlerde var bunu onların cehaletine veriyoruz: ) kuradursunlar bizim halkımızın okuma seviyesinde hiçbir değişiklik olmazken mutlak sizlerinde dikkatini çekmiştir Ege ve Akdeniz ağırlıkta olmak üzere tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü mekanlarımızda yer alan küçük pansiyonlarda gelen yabancı turistler sayesinde minik birer kitaplık kurulmuş durumdadır ve hatta seyahat edenler burda kitaplarını değiştirirler. Yani elin yabancısı kendi kültüründe kitap okumaya alışık olduğu için gelir bizim ülkemizde bile kitaplık kurar bizimkiler bunu sadece politika olarak kahvehanelere -ki kadınların asla girmesinin mümkün olmadığı mekanlara bunu yapar : ) Bundan sonraki amaç ne olacak acaba kadın günlerinde kitap okunması mı? Israrla söylüyorum ülkem kütüphanecileride, kütüphane kullanıcılarıda kutsaldır. Çünkü bunca yanlışlığın içinde var olabilmeyi başarabilmektedirler.


"Bakırköy’ün kahvehanelerine kitaplık"
İstanbul’un Bakırköy ilçesinde başlatılan “Bakırköy Okuyor” kampanyası kapsamında her kahvehaneye 200 kitaptan oluşan bir kütüphane kurulacak.



İSTANBUL - Bakırköy Kaymakamı Dursun Ali Şahin, ülke genelinde başlatılan “Türkiye Okuyor” kampanyası kapsamında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim Müdürlüğü ve okul müdürleri ile yapılan toplantıda, kitap okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması için ilçedeki kahvehaneleri kütüphaneye dönüştürme kararı aldıklarını söyledi. İlçedeki 200 kahvehaneye kütüphane kurulması için talimat gönderileceğini ifade eden Şahin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği 100 eserin yanı sıra 100 kitap daha belirleyeceklerini ve kahvehanelerde 200 kitaptan oluşan bir kitaplık oluşturulacağını kaydetti.

18 Eylül 2008 Perşembe

Şanslı bir kütüphane...

Müzik, Mozart ve şanslı bir kütüphane... :) Bende bir kütüphaneci olarak tarihi değeri olan kaynaklara sahip bir kütüphanenin havasını solumayı isterdim.

"Mozart'ın bilinmeyen bir partisyonu bulundu"
Fransa’da bir kütüphanede ünlü besteci Mozart’ın daha önce bilinmeyen bir partisyonu bulundu. Avusturya’nın Salzburg kentindeki Uluslararası Mozart Vakfı araştırmacısı Ulrich Leisinger, tek nüsha halindeki nota kağıdını Mozart’ın yazdığından şüphe edilmediğini ve "gerçekten önemli" olduğunu söyledi. Leisinger, bestenin ilk taslağı olarak nitelediği partisyonun, Fransa’nın batısına düşen Nantes kentindeki bir kütüphanenin arşivinde bulunduğunu belirtti. Kütüphane yetkililerinin partisyonun gerçekliğini kanıtlamak için vakıftan yardım istediğini kaydeden Leisinger, "Kesinlikle Mozart’ın el yazısı" diye konuştu.

Milliyet gazetesi, 19 Eylül 2008

16 Eylül 2008 Salı

"Kütüphanenin kitapları geri gelmiyor "

Ülkemizdeki halk kütüphanelerinden tutunda okul kütüphanelerine kadar bir çok kütüphane türünün sorunudur kitabı ödünç vermek ancak bir türlü geri alamamak. Kütüphaneci olarak; kullanıcıyı okumaya heveslendirmek, kütüphaneye gelmesini ve kitap ödünç almasını sağlamak, ilgi alanlarını tespit etmek, hangi tür materyallerin onun ilgisini çekebileceğini bulmak ve bunları ona sunmak ve benzerleri için hayli emek harcarsınız ve aynı kullanıcının yasal boşluklarında yarattığı destekle kitabı(dergi ya da dvd vb. türü materyallerde olabilir) iade etmedeki isteksizliğini ortadan kaldırmak içinde apayrı bir emek harcanır. Sorunsa ülkemizde yerleşik bir kütüphane kültürünün olmayışı ve kitabın iade edilmemesi durumundaki yaptırımların çok komik oluşuyla orantılı olarak hayli büyük boyuttadır. Ben bu tür olaylarda Aziz Nesin'in, (Ya da Sulhi Dölek'in, Reşat Nuri'nin şimdi bir tek Aziz Nesin dersem yanlış anlaşılabilir kastettiğim gerçekten Aziz Nesin öykülerinin kahramanlarıdır çünkü) insanımız karakteristiğini çok iyi anlatan öykülerini hatırlamadan edemiyorum onun o mizah duygusu bir çok zaman hayatımı kurtarmıştır. Zira yurt dışında okuyan öğrencilerimin orada kütüphane kurallarına harfiyen uyup ülkemize gelince kütüphanenin kitabını aylar yıllarca getirmeyip beni peşinden koşturduklarını ve benim dayanamayıp "ha oradaki kütüphane ha buradaki kütüphane ne fark var" diye çıkıştığımda verdiği yanıta bu karakteristiği bilmem dayanmamı sağlamıştır. : ). "Orada kütüphaneyi herkes önemsiyordu ama buradakini sadece siz kütüphaneciler önemsiyorsunuz ".
Bütçesi olmayan bir kütüphanede kitabı ödünç verip geri alamazsanız sorun büyüktür ayrıca yedi bin üyesi olan bir kütüphanede on iki bin kitapla hizmet vermekte zordur. Üye sayısı çok fazla ancak derme sayısı yeterli değil eee üstünede kitapları geri toplayamıyoruz. Ülkem kütüphanecilerinin gerçekten kutsal olduklarını düşünüyorum.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=738531&title=kutuphanenin-kitaplari-geri-gelmiyor

10 Eylül 2008 Çarşamba

"En fazla kütüphane satıyor"

Alışkanlığım olduğu üzere gazeteleri kütüphane ile ilgili bir haber var mı diye incelerken bu habere rastladım. http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetayArsiv&ArticleID=988998&Kategori=ekonomi&b=&ver=15 Başlıktaki kütüphane yazısı elbet hemen dikkatimi çekti sonra haberi okuyunca konusunun kütüphane denen kavramla -hani içinde bilgi hizmeti verilen yerdir kendileri- hiçbir alakası olmadığını anlamakla beraber bu defa da şunu merak ettim. Acaba okuyanı, araştıranı, kütüphaneye gideni, kitap satın alanı, okumayı sıkıcı bulan kişi sayısı tonlarca olanı, internet var ne gerek kütüphaneye diyen cahil sayısı hayli fazla olan bir ülkede IKEA'nın bu dolapları satması sizce de garip değil mi? Yoksa evinde kitaplığı olan insanlara karşı bir zaafımız mı var? : ) Diyecektim ki hemen aklıma geldi doğru ya bu adına nedense kütüphane denen garip mobilyanın televizyona da ev sahipliği edebilmek gibi bir özelliği var. Televizyonu içine yerleştirir kullanırız yanlarına kitaplarımızı şöyle fiyakalı bir şekilde dizeriz ki okur yazar görünelim bizden iyisi yoktur diyeceğim gene çok sert yazdığım için eleştirileceğim. Ama allah aşkına sizin aklınıza başka bir şey geliyor mu yani. : )

3 Eylül 2008 Çarşamba

Eskişehir İl Halk Kütüphanesinin Başarısı

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=733290&title=otoparki-acik-hava-okuma-salonuna-cevirdi

Haberi okurken acaba biri benimle dalga mı geçiyor diye düşünesim bile geldi rica ederim abartıyorsunuz demeyin günlerdir mesleğimle ilgili iyi bir habere rastlamayıp ve birden böylesi güzel bir habere rastalayınca şaşırdım demek karamsarlığa alışmıştım bu haber biraz kendime getirdi. Eskişehir İl Halk Kütüphanesi Müdürü(ve tabiki yalnız çalışmıyordur kütüphanedeki çalışan tüm kütüphaneci arkadaşlar) şehrin merkezinde yer alan bir otoparktan bile harikalar yaratılacağını kanıtlamış oluyorlar. Ayrıca bu otoparkın kütüphaneye ait oluşu ve kütüphanenin merkezde yer alıyor oluşu da gerçekten için için takdir ettiğim bir kavramdı belirtmeden geçemeyeceğim. : )

1 Eylül 2008 Pazartesi

"Araştırma böyle merkezde yapılır"

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=877263&Date=01.09.2008 Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’ni anlatan bir yazı. Okuması keyifli ve yazarında duygusuna katılmamak elde değil mekan keyifle araştırma yapmaya gerçekten çok uygun.